MÖ 3800 yıllarına ait Mısır piramitleri hiyerogliflerinden bir söz:
"İnsanlar yediklerinin çeyreği ile yaşar, geri kalan üç çeyreği ile hekimleri yaşar..."
Tatlı-şeker çoğu zaman bir ihtiyaç değil, bir bağımlılıktır. Eskiden tatlı yeme dürtüsü bir meyve veya bir avuç kuru üzüm ile giderilirken, bugünlerde bu dürtü ancak 1000 kalorilik bir dilim dondurmalı pasta veya benzeri tatlılarla giderilebiliyor!
Eski mantık şuydu: Kolesterolden zengin hayvansal yağlar yenilirse kandaki kolesterol yükselir, damarları tıkayan plaklarda kolesterol olduğuna göre, demek ki yağ yemek damarları tıkar. İlk bakışta mantıklı gibi geliyor (yıllarca ben de buna inandım!) ama bu mantıkta çok önemli bir hata vardı; kandaki kolesterolün sadece %20-25'i yediğimiz yağlardan geliyor, gerisini, karaciğer, depoladığı şekerlerden yapıyor, hem de en zararlısını (LDL ve VLDL), yani damarlara oturan küçük moleküllü LDL'nin kaynağı yağlar değil; şeker.