“İntiharını o kadar sade bir şekilde anlatıyor ki ;Çarşıdan dört toplu bir tabanca satın almış. Kalbine isabet ettirmek için sol göğsünün altına ateş etmiş : sadece ciğerini delmiş.”
Selim öldü. Yaşasın Selim! ‘Eski Selim’e hiç acımıyor musun?’ derdim. ‘O kadar çok Selim öldü ki hangi birine acıyayım . Ayrıca ölülerden korkarım ben. Onlardan bana ölüm bulaşmasından korkarım.’
Neymiş efendim? Hiçbir işin sonunu getirememişim. Siz başlamayı bile göze almadınız . Benimle içinizden gelerek hangi yaşantıma katıldınız? Benimle yaşanmazmış . Ne biliyorsunuz? Ben bile kendimle yaşayamamışım . Bu sözünüze gülmek isterdim. Metin gibi acı acı gülmek isterdim.