En çok da bu saatleri seviyorum , gündüzün bütün lekeleri , bütün karamsar duygular yavaş yavaş karanlıklara bürünüyor.Belki de bürünmüyordur sadece toz bulutlarıyla karanlığa hapsoluyordur kimbilir.Kuşlar bu karanlıktan sığınmaya yer ararlarken , gizini kaybetmiş bütün duygular nereye sığınıyorlar.Ruhumuz boynu büyük hangi köşeye kıvrılıyor?Belki küçücük bir taşın ardına , kimsenin görmeyeceği , duymayacağı belki de kimsenin bilmediği küçücük bir taşın altına.Şimdiyse kaldırım taşları daha gri , onları saran daha çok bitki var üzerlerinde , gökyüzündeki bulutlar daha beyaz , rengi sarıya çalan otlar daha sarı.Ruhumuz daha yalnız daha bitkin , duygularımız daha körelmiş , daha güvenini kaybetmiş tüm gökyüzüne.Özgür kalmak isteyen , uçmak isteyen fakat küçücük bir kafesin içine sıkışmış bir kuş gibi.Her şey daha kararsız , kedim daha sessiz.Tıpkı bir bedene sığmaya çalışan bir ruh gibi.
Waldeinsa