Waldeinsa

Mutluluk mücadele gerektirir. Sorunlar sayesinde büyür. Haz papatyalar ve gökkuşakları gibi yerden fışkırmaz. Ger- çek, ciddi, hayat boyu süren mutluluk ve anlam mücadele- lerimizi seçerek ve onları yöneterek elde edilir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Duygulara takıntılı olmak ve fazla yatırım yapmak bizi şu basit nedenle hayal kırıklığına uğratır: Duygular kalıcı değil- dir. Bugün bizi mutlu eden yarın mutlu etmeyecektir çünkü biyolojimizin her zaman daha fazlasına ihtiyacı vardır. Mut- luluğa takmış olmak kaçınılmaz olarak “başka bir şeyi” ara- makla sonuçlanacaktır, yeni bir ev, yeni ilişki, bir çocuk daha, bir terfi daha. Ne kadar ter dökmüş olsak da, başladığımız yerdeki gibi hissederek bitiririz: yetersiz. Psikologlar bu kavrama bazen “hedonik çark” adını verir- ler: Yaşamımızı değiştirmek için çok çabalamakta olduğu- muz, ama asla daha farklı hissetmeyişimiz. Bu nedenle sorunlarımız kaçınılmazdır ve sürekli tekrarlar. Evlendiğiniz kişi kavga ettiğiniz kişidir. Aldığınız ev tamir ettiğiniz evdir. Rüya işiniz sizi fazla strese sokan iştir. Her şey kendine içkin bir zararla gelir, bize kendimizi iyi hissetir- miş olan bir süre sonra kaçınılmaz olarak kötü hissetirecektir. Kazandığımız aynı zamanda kaybettiğimizdir. Olumlu dene- yimlerimizi yaratan olumsuz deneyimlerimizi tanımlar.
Duygulara takıntılı olmak ve fazla yatırım yapmak bizi şu basit nedenle hayal kırıklığına uğratır: Duygular kalıcı değil- dir. Bugün bizi mutlu eden yarın mutlu etmeyecektir çünkü biyolojimizin her zaman daha fazlasına ihtiyacı vardır. Mut- luluğa takmış olmak kaçınılmaz olarak “başka bir şeyi” ara- makla sonuçlanacaktır, yeni bir ev, yeni ilişki, bir çocuk daha, bir terfi daha. Ne kadar ter dökmüş olsak da, başladığımız yerdeki gibi hissederek bitiririz: yetersiz.
Bir şey konusunda kendimizi iyi his- setmemiz onun iyi olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde bir şeyin bize kendimizi kötü hissettirmesi de onun kötü olması demek değildir. Duygular sadece işaretlerdir, nörobiyolojimi- zin bize önermeleridir, emir değillerdir. Bu nedenle her zaman duygularımıza güvenemeyiz. Bana kalırsa onları sorgulama alışkanlığı geliştirmeliyiz
1. İnkâr. Bazıları her şeyden önce sorunlarının varlığım inkâr eder. Ve gerçeği inkâr ettikleri için kendilerini gerçek konusunda sürekli kandırır ve ondan kaçarlar. Bu kısa vadede kendilerini iyi hissetmelerini sağlaya- bilir, ama sonrasında güvensiz, nörotik ve duyguların bastırıldığı bir yaşama neden olur. 2. Kurban zihniyeti. Kimileri de sorunlarını çözmek için yapabilecekleri hiçbir şey olmadığını düşünürler, ama aslında vardır. Kurbanlar kendi sorunları için başka- larını ve dış koşulları suçlar. Kısa vadede kendilerini iyi hissetseler de öfkeli, çaresiz ve umutsuz bir yaşama mahkûmdurlar.