Duygulara takıntılı olmak ve fazla yatırım yapmak bizi şu
basit nedenle hayal kırıklığına uğratır: Duygular kalıcı değil-
dir. Bugün bizi mutlu eden yarın mutlu etmeyecektir çünkü
biyolojimizin her zaman daha fazlasına ihtiyacı vardır. Mut-
luluğa takmış olmak kaçınılmaz olarak “başka bir şeyi” ara-
makla sonuçlanacaktır, yeni bir ev, yeni ilişki, bir çocuk daha,
bir terfi daha. Ne kadar ter dökmüş olsak da, başladığımız
yerdeki gibi hissederek bitiririz: yetersiz.
Psikologlar bu kavrama bazen “hedonik çark” adını verir-
ler: Yaşamımızı değiştirmek için çok çabalamakta olduğu-
muz, ama asla daha farklı hissetmeyişimiz.
Bu nedenle sorunlarımız kaçınılmazdır ve sürekli tekrarlar.
Evlendiğiniz kişi kavga ettiğiniz kişidir. Aldığınız ev tamir
ettiğiniz evdir. Rüya işiniz sizi fazla strese sokan iştir. Her
şey kendine içkin bir zararla gelir, bize kendimizi iyi hissetir-
miş olan bir süre sonra kaçınılmaz olarak kötü hissetirecektir.
Kazandığımız aynı zamanda kaybettiğimizdir. Olumlu dene-
yimlerimizi yaratan olumsuz deneyimlerimizi tanımlar.