Pers saldırılarına karşı kurulan Attik-Delos Deniz Birliği'yle bölgede en önemli güç odağı olmaya çalışan ve emperyal amaçlar gütmekten de çekinmeyen Atina polisi, en sonunda Sparta'yı karşısında bulmuştur. Atina ve Sparta arasındaki Peloponnesos Savaşı 431 yılında başlar ve kısa aralıklarla 27 yıl sürer. 404 yılında Sparta, Atina karşısında kesin olarak galip gelir. Ama bu galibiyet
Sparta'ya yaramayacaktır. Çünkü gerek savaş süresince ve gerekse kazandığı zaferden sonra Sparta dışa açılmış, en önemlisi sade ve yalın yaşamını ciddi bir biçimde tehdit eden önemli bir zenginliğin üstüne konmuştur. Bu da asketik ilkelere dayalı Sparta düzeninin çoküşünü beraberinde getirmiştir. Peloponnesos zaferinin üstünden çok geçmeden Sparta, yine kendisi gibi Dor kökenli bir kabile devleti olan Thebai'ye, 371 yılında yenilecek ve bir daha da eski güçlü ko-
numuna hiçbir zaman kavuşamayacaktır. Öyle ki uzun bir savaş sonunda Atina'yı deviren Sparta'da toplam spartiat sayısı artık yedi yüz kadardır ve toprakların büyük bir bölümü yalnızca yüz kişinin elinde toplanmıştır. Sparta'da bundan sonra da çeşitli reformlar gerçekleştirilmeye çalışılacak ama hemen hiçbiri Sparta'yı eski günlerine döndürmeyi başaramayacaktır.
Böylece soydaşlar ve akranlar arasındaki eşitliği, büyük bir eşitsizlik üzerine inşa eden Sparta, askeri örgütlenmesi sayesinde, bu büyük eşitsizliği yeniden üretebildiği ölçüde ayakta kalmayı başarmış ama bütün askeri
yeteneğine karşın, bu eşitsizliğin, polisi içeriden kemiren spartiat eşitsizliğine dönüşmesini de önleyememiştir. Böylece Platon dahil kimi Yunan düşünürlerine esin kaynağı olan, ütopyacı özlemlerin en önemli örneklerinden biri kabul edilen Sparta tozlu raflarda yerini alırken Atina, tersine, hiç dinmeyen iç karışıklıklarıyla o rafa hiç kaldırılmayacak,