John ya da Jonathan'ın tüm bunların farkına varacağını söylemiyorum; yarının niteliği böyledir; zamanın salt uzayıp gitmesiyle asla şafak sökmez. Gözlerimizi rahatsız eden ışık bizim için karanlıktır. Şafak ancak uyanık olduğumuz gün sökecek. Şafağa günler var daha. Gördüğümüz güneş sabahyıldızından başka bir şey değil.
Kişilik kelimesinin anlaşılması gerek. Bu kelime persona'nın türevi; persona maske demek. Eski Yunan tiyatrosunda oyuncularmaske takıyorlardı ve bu maskelere persona deniyordu. Persona deniyordu çünkü ses maskenin arkasından geliyordu. Sona ses demek. Seyirci maskeleri görmekteydi ve maskenin arkasından ses gelmekteydi. Bu persona kelimesinden personality(kişilik) kelimesi oluşturuldu.
Tüm kişiler sahtedir. İyi kişilik, kötü kişilik, bir günahkarın kişiliği, bir azizin kişiliği; bunların hepsi sahtedir. Güzel ya da çirkin bir maske takabilirsiniz, hiç fark etmez.
Önemli olan sizin özünüzdür
Güneş batarken insanın içini bir hasret kaplar. Giden ışıkla birlikte ışığa gitmeyi özler, insan ışıkla beraber gidemediği için adeta müteessir olur. Ben gurupta ormanlara bakardım da, ağaçlar bile ışıkla gitmek için köklerini tartıyorlar gibi gelirdi bana. Dikkat ettim, yuvalarının kıyıcığına konan kuşlar da guruba doğru bakarlar, gözleri iki ateş nokta olur sanki.
Hey gidi dünya! İnsanoğlu ne biçim insanlara gülümsemek zorundadır. İnsan, eninde sonunda dudaklarının gülümsemeyle durakladığından kuşkulanıyor. Gece evde hala gülümsüyor muyum, diye aynaya bakardım. Olur ya, söndürülmesi unutulduğu için gündüzün gereksiz yere yanmakta devam eden bir elektrik lambasına dönmüş olabilirdim.
Diğerlerinin yaşamını ve mutluluğunu görmek, bir gün öncesinde, ruhlarının yalnızlığına ve hasta odalarının karanlığında bir an önce ölmeyi umanlara yaşam isteği veriyordu adeta!