Bundan beş yıl sonra kendini nerede görmek istersin?” diye sorarlar ya bazen, bunu hiç düşünmüyorum mesela. Nerede
olduğum önemli değil çünkü. Nerede olursam olayım, kıkır kıkır gülerken bulmak istiyorum ben kendimi. Aklım fikrim serserilikte. İnsanlar genellikle benim çok şey bildiğimi sanıyorlar... Halbuki gerçekten de, gülmekten başka tek bir yol bile bilmiyorum...
Bir de şunu biliyorum, her şeyin bir sonu var...
Sana inanan tek bir kişi varsa kurtulursun, ben bunu bilir bunu söylerim. Bir kişi bile yeter insanın kara kara kuyulardan çıkmasına; gerçekten varsa yeter. Hatta sana bir sır vereyim mi, o kişi kendin bile olabilirsin...
Son zamanlarda sık sık çocukluk fotoğraflarıma bakıyorum. Nasıl tatlı bir kız görsen...
Onun o masumiyetini görünce kucağıma alıp sarılmak, kalbime sokup saklamak geliyor içimden. Galiba öyle de yapıyorum. Büyürken çok yoruldu, şimdi biraz dinlendiriyorum. Uykuya dalana kadar başında bekliyorum. Çok sevdiği abisinin hep yaptığı gibi, eğilip saçlarından öpüyorum.
...hâlâ armut gibi aşık oluyoruz Osman.
Yani olalım tabii, başka türlü de tadı tuzu çıkmıyor bu hayatın. Denk gelirsek en kralını yaşayalım hatta, buna kim hayır der? Ben hiç demem açıkçası, tövbe, bu devirde bir aşk kolay mı yetişiyor? Ama işler ters gittiğinde, korteksimizin adamı olmayı başarıp meseleyi çok büyütmemeyi öğrenmemiz, aşk acısını tarihe gömmemiz gerekiyor...