Geçmiş yabancı bir ülkedir” diyor L.P. Hartley. “Orada her şey farklı yapılır” diye devam ediyor. Acaba anılarımızın ne kadarını doğru hatırlıyoruz? Bana kalırsa insan zihni, her ziyarette başka şeylerle karşılaştığın garip bir müze. İçinde gezerken bazen “Bu parçayı hiç görmemiştim” diyebiliyorsun. Bazılarının
rengi aklında başka kalmış, bazıları belki hiç oraya koyulmamahymış gibi. Ben işte şimdilerde, başımın üstündeki şahsi müzeme ince ince bakım yapıyorum. Güzel hatıraların tozunu alıyorum, çok değerli olanları biraz daha korunaklı taraflarıma çekiyorum, fazlalıkları da depoya kaldırmak üzere kutuluyorum. Beni arayacak olursan tadilattayım, geçici olarak hizmet veremiyorum...
bir süredir ilişkiler üzerine düşünüyorum. İki insan birbirine yaklaşmaya başladığı andan itibaren kaçınılmaz olarak aralarındaki şeyi tarif etmeye çalışıyor. Kelimelerle hat belirliyor sürekli, sınır çiziyor. Bir taşkınlık olmasın, her şey kontrol altında kalsın diye büyük ihtimalle. Ama bunu yapmaya başladığı andan itibaren de aslında göz göre göre işin tadını tuzunu kaçırıyor. Yaşanacak birkaç lokma güzel şey de böylece heba oluyor hızla. Taşkınlık yaratmayacaksa çarpışmaların ne anlamı var ki.