Gece gece nerden mi geldi aklıma Ramazan? Yatmadan önce dinlediğim Cem Karaca şarkısından geldi. Resimdeki Gözyaşları'ndan...
Birini kaybederseniz, ondan geriye tek bir resim bile kalsa, yıllar geçtikçe ona bakıp kendinizi bir nebze de olsa teselli edebilirsiniz.
Ama birinden geriye gözyaşı döken bir resim bile kalmadıysa, belleğinizden ve anılarınızın izlerinden başka neye tutunabilirsiniz?
Öğretmenliğimin ilk yıllarında şehrin küçük ilçelerinden birinde çalıştım bir süre. Birkaç bin nüfuslu, ilçeden çok kasabayı andıran, hem şehre hem başkente uzaklığı birkaç saat olmasına rağmen savaş sonrası terk edilmiş yerleri anımsatan, Allah'ın bile unuttuğu bir yerdi.
Aramızdaki zaman ve mesafe gittikçe açılıyor. Ve ben artık bunu bile umursamayacak bir noktadayım. Mecburi bir tevekkül ve iyi niyetli bir beklentiyle, belkiler diyarında bekliyorum artık.
Keşkeler diyarı... İnşallahlar diyarı... Başka türlü nasıl gelebilirim üstesinden?
Eğer okursan bunları bir gün, ne olur içinden güzel şeyler geçir. Üzülme demiyorum, nasıl üzülmez insan? Ama üzüntüne içimden geçirdiğim bütün güzellikler eşlik etsin. Bil ki sana bunları yazarken üzgün değilim ben. Üzüntüyü çoktan aştım.
Başka türlü bir kavuşma ihtimalimizin olduğuna, hatta o kavuşmadan başka kavuşma ihtimalimiz olmadığına ikna oldum.
Böyle olsun istemezdim elbette. Olmadı...
Bil ama! Sana hiç yalan söylemedim. En çok seni sevdim.
Gücüm yetseydi eğer her şeyin başka türlü olması için ne gerekiyorsa yapardım. Olmadı...
Sen çıktın sonra karşıma. Su gibiydin. Güzel. Aydınlık. Kelebek gibiydin. Narin ve kırılgan. Ay gibiydin. Gölgeli ve mahcup. Melek... Bütün kadim kitaplarda bahsedilen meleklerden biriyle karşılaştığımı anladım. Kendim dahil her şeyden ve herkesten vazgeçmek üzere olduğum, günlerin, haftaların, ayların tek bir gün gibi yaşandığı ve artık fark edilmek bile istemediğim zamanlardı artık. İlk defa hiç yalan söylemeden sokuldum birine. O kadar hassastın ki (güzel ve akıllı) ufacık bir yalan bile söylesem hemen anlayacağını, anladığını yüzüme vurmayacak kadar da zarif olduğunu ve bu zarafetin seni solduracak kadar üzeceğini gördüm bir kaç saat içinde. Aynı bir kaç saat içinde söz verdim kendime. Her ne olursa olsun asla yalan söylemeyecektim sana. Çünkü anlamıştım. Melektin sen ve meleklere yalan söylemek günahların en. büyüğüydü!
Herkesin masumiyetini yitirdiği bir nokta olur. Daha doğrusu herkesin masumiyeti yitirdiğini fark ettiği bir an. Yoksa
aslında eskidir kaybediş. En azından bende öyle oldu. Birdenbire fark ettim. Birdenbire... Seninle karşılaştığım ilk gün anlamıştım ömrümün kırılma noktasında olduğumu. Nedeni senin ışıltın mıydı benim sarhoşluğum mu? Bilemiyorum şimdi.