Elbet karşılaşacaktık bir gün. O zaman önce hiç tanımamış gibi yapacak, sonra da tanımış ama bu hiç önemli değilmiş gibi davranarak havadan sudan konuşup ona kendini olabildiğince sıradan ve değersiz hissettirecek, herhangi bir cümlenin ortasında da lafını kesip hoşça kal diyerek sırtımı dönüp gidecektim. Binlerce kez kafamın içinde yaşamıştım bu sahneyi, binlerce kez gözümün önüne getirmiştim. Şimdi o an gelmişti ve ben ne bir tek laf edebiliyor ne de kıpırdayabiliyordum. Bakıyordum sadece, uzun uzun ve derin derin bakıyordum.