Kim söylemiş beni
Süheyla'ya vurulmuşum diye?
Kim görmüş, ama kim,
Eleni'yi öptüğümü,
Yüksek kaldırımda, güpe gündüz?
Melahat'i almışım da sonra
Alemdara gitmişim, öyle mi?
Onu sonra anlatırım, fakat
Kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
Güya bir de Galataya dadanmışız;
Kafaları çekip çekip
Orada alıyormuşuz soluğu;
Geç bunları, anam babam, geç;
Geç bunları bir kalem;
Bilirim ben yaptığımı.
Ya o, Mualla'yı sandala atıp,
Ruhumda hicranını söyletme hikayesi?
Artık eskiden duygularımı okşayan, bir zamanlar çok hoş gelen ama gerçekte asla var olmayan hayallerimin yıl dönümünü kutluyorum. Aptalca ve belirsiz olan hayallerimin yıl dönümü. Bunu yapıyorum çünkü artık yeni yeni hayaller kurmam için hiçbir sebebim yok, hayaller bile sebepsizce ortaya çıkmaz!
Fyodor Dostoyevski