İlay, Arif, Fatma, Zarife, Yusuf ağa ve daha niceleri düştü Bulgar toprağına.. Peki onlar için Bulgar toprağı mıydı yoksa öz be öz vatanları mıydı? Hiçbirinin adı yok, hayatı yok, dili yok, dini yok.
İlay baş kahraman akıllı, güzel, dürüst ve hürriyetine düşkün oysa sevdiği Mehmet Ali pragmatist, kendini Bulgar hisseden sonuna kadar partiye bağlı kalan birisi. Bedenler birbirini seviyor hatta tapıyor fakat kafa yapıları birbirinin tamamen zıddı. İkisi de diğerini kendi tarafına çekmek istiyor fakat ikisi de başarısız.
Gerçekten Yazar Bulgaristan Türklerinin yaşadıklarını anlatmayı amaçlamış ve bir nebzede başarmış fakat İlay’ın Mehmet Ali’ye karşı aşkı, hoşgörüsü ee be kızım sen de dedirttiyor. İlay çok başarılı, herkesi parmağında oynatıyor, marksist propangandaların içine kendi düşüncelerini saklayabiliyor, çok iyi konuşuyor, şiir okuyor doktor olmak istiyor. Evet İlay hadi diyorum Mehmet Ali’nin kızıl buklerini görünce İlay değişiyor. Olmuyor. Duruyor. Şüpheye düşüyor.
Aşka çok bağlı kalmasa ve Arif’in gizli teşkilatı bir şeyler başararak ölselerdi kitap şahaser olurdu zannımca.