Mysteron

Mysteron
@WickedGame
Feed your head sinefil.com/mysteron
1257 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Cehaletin ölçüsü veya kriteri herhangi bir diploma, eğitim statüsü değil insanın kendini tanıması, bilmesiyle ilgili bir seviyedir. İnsanı anlamanın, tanımlamanın yolu kendinden geçer. Kendini bilmeyen, kendini tanımayan, kusurlarını görmeyen, kendini mükemmel sanan, dünyanın merkezinde sanan, kendine aşırı değer atfeden, kendini tam tersi yerin dibine gömen, kendisini tanıyamadan kendisini dünya formlarına, kategorilerine endeksleyen herkes cahildir. Bunu söyleyen de öyle. Bunun azlığı veya çokluğu vardır belki. Egoyla beslenen ile acıyla beslenen arasında da fark yoktur. Birisi kendisine yalakalık yapa, birisi kendisini kamçılar. Bilinçsiz, farkındalıksız yapılan her eylem cehaletin bir ölçütüdür. Bilge öğrendiğini yaşayan ve uygulayan manudur. Yoksa memory card olmak, bilgiyi depolamak, kitaplar okumak, filmler izlemek, deneyimler tecrübe etmek, hunharca gezmek; entelektüel mastürbasyondan başka bir şey değildir. Sana dokunuyorsa, seni değiştiriyorsa herhangi bir edim bu çok değerlidir.
1K
Pierre Rivière isimli okura yanıt verildi
Mysteron
Öyle öyle. Herbokologlar da çok.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsan kalmaya dair bir mücadele
Puan vermedi·135 syf.·
2025 33. kitabı
Sanırım son 4–5 yılda okuduğum en çarpıcı, en iç acıtıcı kurgusal metindi. Okurken birçok çağrışım yaşattı. Kitabın ana karakteri Sabri’yi, Henri Barbusse’nin Cehennem kitabındaki şu alıntıyla anlatmak mümkün: “Madem ki umut bizi mutsuz ediyor, artık umut yok. Madem ki dua yükselip bizi terk eden çıplak bir çığlık, artık dua da yok… Artık gülümseme yok; zaten gülümsemenin hamurunda keder yok mudur? İnsan sadece hüznüne gülümser, endişesine, yalnızlığına, uzaklaşan acısına.” Sabri de çocukluk travmalarını, korkularını ve babasının onda bıraktığı derin yaraları gülümsemelerinin arkasına gizleyen bir karakter. Acılarından bu şekilde bir nebze uzaklaşabiliyor. Toplumsal cinsiyet normlarına uymayacak kadar kibar ve naif bir erkek olduğu için hem çevresi hem de eşi tarafından sürekli “standart erkeklik” kalıpları üzerinden aşağılanıyor. İş yerinde de durum farklı değil; mevki fark etmeksizin herkese saygı duyduğu, rüşvet almadığı ve “insan kalmaya” çalıştığı için alay konusu ediliyor. Sabri, başkalarının aşağılık kompleksini rahatça boşalttığı bir hedefe dönüşüyor. “İnsan, tepesine vurularak, lokması elinden alınarak, hatta yalnızca unutularak, bir köşeye bırakılarak ölüme benzeyen bir kimsesizliğe terk ediliyordu.” Nihan Kaya’nın şu sözü bu durumu iyi açıklıyor: “Yaşımız ne kadar küçükse o kadar kırılgan, savunmasız ve kalıcı yaralar almaya açıktır; yaşımız küçüldükçe yaşanan şeyi de artan bir şiddette duyarız.” Kitapta baba figürü, çocukluk travmalarının merkezinde yer alıyor. Küçükken sürekli aşağılanan, yok sayılan, ikinci plana atılan bir çocuk Sabri. Bir şeye heveslendirilip o hevesi elinden alınan, duygularıyla oynanan biri. Zamanla silikleşiyor, görünmezleşiyor ve bu görünmezliği yetişkinliğe de taşıyor. Rüyalarına giren o “fare”den kurtulmak için harekete
Fareyi Öldürmekİrfan Yalçın · Milliyet Yayınları · 1980400 okunma
Mysteron
youtu.be/fqbJSkN8HT4?si=...
Kişisel Gelişim ve Motivasyon Kitapları
Guruları, hayat koçlarını, kişisel gelişimcileri okuyorum. Bu kitapları yazanlarda ortak bir kaç nokta var ve kesinlikle buna değinmeliyim. Bu adamların ortak bir mottosu var ve aşağı yukarı şöyle bir şey: "dünyayı sevgi kurtaracak". Bu söz doğru olmasına rağmen bu adamlarda sevgi denen değerin olduğuna şüphe duyuyorum. Çünkü bu adamlarda içten içe bir nefret var. Kendi büyüklüklerine, kendi aydınlanmalarına inanmayan herkese karşı derin bir aşağılama, kibirli bir tepeden bakış. Zamanında Osho'nun bir kitabını okurken, kendisinin Buda'dan daha büyük olduğunu yazdığı satırları şaşkınlık içerisinde okumuştum. Bunu dolaylı olarak değil, gayet iddialı bir şekilde ifade etmişti. Ben Buda'dan üstünüm, Buda kim oluyor ki?... İnanılmaz bir tepeden bakış. Muazzam bir narsisizm. Ki zaten bu tür eserleri yazmak için az'dan çok bir narsisizm gerektiği de açıktır. Kim dünyayı kurtarmaya talip oluyorsa, kimin dünyanın kurtuluşuna dair bir fikri varsa biraz delidir, kırıktır, biraz da kendini beğenmiştir. Ben dünyayı çözdüm ve bu kutlu sırrı siz aydınlanmamış avam kitlelere sunuyorum diyebilmek sağlıklı bir zihnin işi değildir. Akıl hastahaneleri kendini mehdi, mesih, peygamber sananlarla doludur. Kim size hakikati öğreteceğini vaat ediyorsa, hemen oradan kaçın. Hem bu kadar kolay mı bu? Bakın kimse size hakikati öğretemez. Herkesin hakikati kendine hastır. Herkesin yaşam hikayesi kendincedir ve sizin bu hikayede kendinizi ve dünyayı keşfedeceği bir yolculuğunuz vardır. Yalnız başına çıkabileceğiz bir yolculuktur bu. Başkasının fikirlerini veya rehberliğini aldığınızda o kişini hakikatine şahit olursunuz ve bunun bize hiç bir faydası yoktur. Gerçek bir düşünürün, felsefecinin, aydın'ın işi, insanlara kendi hakikatini pazarlamak değil, sizin kendi hakikatinizi keşfetmenizi
Mysteron isimli okura yanıt verildi
Mysteron
Kendimizi tanıtmayı kendimize öğretmeye çalışıldıkça sanki o kadar çok uzaklaşacağız kendimizi tanımaya.
Kişisel Gelişim ve Motivasyon Kitapları
Guruları, hayat koçlarını, kişisel gelişimcileri okuyorum. Bu kitapları yazanlarda ortak bir kaç nokta var ve kesinlikle buna değinmeliyim. Bu adamların ortak bir mottosu var ve aşağı yukarı şöyle bir şey: "dünyayı sevgi kurtaracak". Bu söz doğru olmasına rağmen bu adamlarda sevgi denen değerin olduğuna şüphe duyuyorum. Çünkü bu adamlarda içten içe bir nefret var. Kendi büyüklüklerine, kendi aydınlanmalarına inanmayan herkese karşı derin bir aşağılama, kibirli bir tepeden bakış. Zamanında Osho'nun bir kitabını okurken, kendisinin Buda'dan daha büyük olduğunu yazdığı satırları şaşkınlık içerisinde okumuştum. Bunu dolaylı olarak değil, gayet iddialı bir şekilde ifade etmişti. Ben Buda'dan üstünüm, Buda kim oluyor ki?... İnanılmaz bir tepeden bakış. Muazzam bir narsisizm. Ki zaten bu tür eserleri yazmak için az'dan çok bir narsisizm gerektiği de açıktır. Kim dünyayı kurtarmaya talip oluyorsa, kimin dünyanın kurtuluşuna dair bir fikri varsa biraz delidir, kırıktır, biraz da kendini beğenmiştir. Ben dünyayı çözdüm ve bu kutlu sırrı siz aydınlanmamış avam kitlelere sunuyorum diyebilmek sağlıklı bir zihnin işi değildir. Akıl hastahaneleri kendini mehdi, mesih, peygamber sananlarla doludur. Kim size hakikati öğreteceğini vaat ediyorsa, hemen oradan kaçın. Hem bu kadar kolay mı bu? Bakın kimse size hakikati öğretemez. Herkesin hakikati kendine hastır. Herkesin yaşam hikayesi kendincedir ve sizin bu hikayede kendinizi ve dünyayı keşfedeceği bir yolculuğunuz vardır. Yalnız başına çıkabileceğiz bir yolculuktur bu. Başkasının fikirlerini veya rehberliğini aldığınızda o kişini hakikatine şahit olursunuz ve bunun bize hiç bir faydası yoktur. Gerçek bir düşünürün, felsefecinin, aydın'ın işi, insanlara kendi hakikatini pazarlamak değil, sizin kendi hakikatinizi keşfetmenizi
Mysteron isimli okura yanıt verildi
Mysteron
Çağın Oshoları her yerde, hatta bu tamamen saçma bulduğum influencer mevzusu da buna ilişiyor, onların deneyimleri pazarlanıyor, günümüzün sahte peygamberleri yaşantı satıyor, ben yaşadım bak sen de yaşa gör, al, gez, git buraya, yol gösteriyorum, taklit et, ben buldum mutluluğun çözümü, sen de istifa et köye gel vs vs...