Doğayı tanımayan insanların, gerçeğe dönük olmadıkları için nevrotik olduklarına kuşku yok. Onlar çocukça bir saflık içindedirler ve nevrozlarını geçirmeye yaramasa da, onlara yaşamın gerçeklerini, yani herkes gibi insan olduklarını öğretmek gerekir. Analiz, onlara, daha değişik ve daha iyi şeyler olduğunu anlatıp çocukluğu bırakmalarını sağlayamazsa, onları kıskıvrak yakalayıp rasyonel ya da "sağ-duyulu" telkinlerde bulunan kavramlarla bunu başarabilirler mi? Onun yerine koyacak daha iyi bir şey bulamadıkları sürece çocukluktan neden vazgeçsinler ki? Bir yaşam biçiminden, yerini dolduracak başka bir yaşam biçimi bulunamadıkça kolayca vazgeçilemez. Deneyimler bize, yaşama tam bir rasyonel yaklaşımın olanaksızlığını gösterir. Özellikle de bir insanın yapısı, nevrotiklerinki kadar sağduyudan uzaksa.
Bir bitkinin büyümesinde ya da bir hayvanın yiyecek bulabilmek için olabildiğince çaba göstermesinde olduğu gibi, doğa elinden geldiğince kendini iyi ifade etmeye çalışır. Bence, düşler de, hiç aldatmayan doğanın bir parçasıdırlar. Bu yaşam biçimlerinin bizi yanılgıya düşürme gibi bir niyetleri yoktur ama biz doğru dürüst göremediğimiz için yanılırız. Kulaklarımız bizi aldatmak istedikleri için değil, biraz sağır olduğumuz için doğru dürüst duyamayız.