Mysteron

Mysteron
@WickedGame
Feed your head sinefil.com/mysteron
1257 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Eğriliğe karşı koymasak bile, her istediğini yapmasına göz yumsak, eğriliğin, doğruluktan daha kazançlı olduğuna akıl erdiremem ben, inanamam buna. Bir adam haksızlık etse, yani gizli ya da açıkça, zorla eğrilik yoluna sapsa, bundan da zarar görmese, gene de beni eğriliğin doğruluktan daha kazançlı olduğuna inandıramaz.
Sayfa 26 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Reklam
Dünya, gündem, siyaset, hayat şu an şey gibi bir oyuncak var ya kolunu çeviriyorsun kuruyorsun bir süresi var müzik çalıyor tin tin figüranlar oynuyor müzik susunca bitiyor kutu kapanıyor. Duyarlılık bir sonraki hezimete kadar olan sürede bile değil kısa bir süre içinde duyarsızlığa, kayıtsızlığa kendini teslim ediyor sonra yine alarm çalıyor yine ötüyor yine kapanıyor. Yoksa sanal mecralarda inanın çok şeyler başarıyoruz, anlık nefretler kusuluyor, tepkiler veriliyor; dijital olarak amen veya lanet olsun gibi bir reklam panosunda bir yazı belirtiyoruz altyazı şeklinde görünüyor sonra artık haftaya başka bir olayda başka bir başlık atıyoruz. Bu kısır döngü hiç bitmiyor. Tüketim sadece materyalde değil artık bütün her şeye sirayet ediyor.
Aristokrasiden tiranlığa düşüş bir süreç belki uzun yıllar boyunca deneyimlediğimiz şu an içinde olduğumuz tarihten bir kesit. Tiranlığın daha alt basamağını henüz bilemiyoruz ve umarım görmeyiz, çöküşten sonra umarım yükselişe geçmeye başlarız. Tiranlık için sadece ülke bazında değil genel anlamda düşününce dünya olması gereken yerin çok çok altında daha rezil bir formda şu an. Şöyle bir görmezden gelinen bir nokta var: Bu tiranlıkta, bu düzende sorumluyu, suçluyu her zaman yönetici kısmına yüklemek aslında farkında olmadan bir kaçış; çünkü bu tiranlar uzaydan gelmedi bu toplumdan, aramızdan çıktı bir de sarı saçlı, mavi gözlü kurtarıcıyı beklemek de ne kadar çaresiz bir beyhude bir umut. Kişi dünyayı önce kendisinden algılamaya başlarsa tiranı en tepede değil kendi mahallesinde, bakkalda, pazarda, birbirini dolandırmaya çalışan her bireyde, binasında, çalıştığı iş yerinde hatta kendi evinde, kendisinde bulur; yaşanılabilir güzel dünya formları istemek için, bunun inşa edilmesini istemek için önce buna birey kendisinden başlamalı; kendi tiranlığını yok ettiğinde, erdemli daha üst düzeyde bir bilinç sahibi inşa ettiğinde ve dağ başına kaçıp tek başına münzevilikten ziyade bir birlik çerçevesi içinde olduğunda böyle böyle oluşan bir topluluktan liyakatli, erdemli yöneticiler doğar yoksa gökten zembille peygamber veya bir kurtarıcı lider inmez.