Plotinos, tıpkı gnostikler gibi, tabiatı itibarıyla kötü ruhların var olduğunu asla kabul etmez. Ruh esas itibarıyla iyidir. Bedenle ve maddi şeylerle kör olmuş bir halde kendini kötülüğe bırakan şey bizim bayağı yanımızdır, dünyevi ve harici insandır.
"Bir cellattan daha korkunç ne olabilir? Onunkinden daha vahşi ve acımasız bir ruh olabilir mi? Ancak, yasalar cellata zorunlu bir yer tayin ettikleri zaman, cellat iyi yönetilen bir kentin düzenine dâhil olur; cellat kendi içinde kötü biridir, ancak kentteki düzen açısından, kötülerin kâbusudur. Bu kabullenilmesi zor unsuru (cellat) dünyadan uzaklaştırdığınızda, daha o anda düzen yerini kaosa bırakır."
...her şey bir tiyatro sahnesindeymiş gibi yaşanır: Katliamlar, ölümler ve yağmalanan kentler! Tüm bunlar, bir tiyatro sahnesindeki oyuncuların kılık değiştirmesinden, türlü tavırlar takınmasından, iniltilerinden ve zırıltılarından başka bir şey değildir. Hakikaten, bu dünyada, gündelik hayata dair her bir vakada ağlayan, sızlayan, ıstırap çeken, türlü tavırlar takınan şey ruh değildir, o içimizdeki ruh değildir, fakat yalnızca insanın dış gölgesidir; böylece insanlar, adına dünya denen bu tiyatroda, farklı farklı sahnelerde rollerini oynarlar. Nihayetinde, yalnızca dünyevi ve harici şeyleri yaşamaktan gayrı bir şey bilmeyen insanın halleri böyledir: Bu insan, gözyaşları dökerken ve o yaşları ciddiyetle karşılarken dahi, yalnızca rol yaptığını bilmez. Vakur davranışlara vakur bir yüzle yaraşan yegâne şey yalnızca insanın vakur halleridir; insanın tüm diğer yanları yalnızca birer oyuncaktan ibarettir. Vakur kalmayı bilemeyen ve birer oyuncak olduklarını fark edemeyen insanlar kendi oyuncaklarını ciddiye alırlar. Oyuncaklarla oynarken onlarla aynı mutsuzlukları yaşıyorsak, o halde, üzerimize giydiğimiz oyun maskesini çıkarmak suretiyle, bir çocuk oyununun içine düştüğümüzü anlamamız gerekir.