Beşerî şeyler içinde, tüm şeylerden daha üstün bir şeye ulaşmak gayesiyle beşerî şeyleri aşan ve artık dünyevi şeylere bağlılık duymayan bir kişinin küçümseyemeyeceği kadar yüce bir şey var mıdır? Eğer o kişi, ne denli büyük olursa olsun güzel bir servetin, hattâ krallıkların, kent ve halk yönetimlerinin, şehirler veya sömürgeler kurmanın önemli bir şey olmadığına inanıyorsa, bu büyük servetin onun olması halinde, imparatorlukların yıkılmasını veya kendi vatanının alt üst olmasını neden önemli bir şey olarak görsün ki? Nihayetinde, eğer bunları büyük bir kötülük yahut alelâde bir kötülük olarak görürse, öyle bir düşünceye sahip olmak gülünç olurdu; ağaçları, taşları yahut Tanrının eliyle ölümlü varlıkların ölümünü büyük şeyler olarak gören kişi bilge bir insan olmaz mıydı? Nihayetinde bilge insan, ölüm meselesini düşünürken, ölümün bir bedenin içinde yaşamaya tercih edilişini kendisine ilke olarak almalıdır.