"Onu hâlâ seviyor muydunuz?"
Ne kadar da kolay soruyordu. Onu seviyormuymuşum? Sevmek mi? Ona tapıyordum. O gönlümün kederi, sevinci, ruhumun gıdasıydı. Hayatımın anlamı, soluk almamın nedeniydi. O benim delice tutkum, hiç bir zaman iyileşmeyecek yaramdı. Tatlı tatlı sızlayan, yeryüzünün en güzel yarası... Ama bunu nereden bileceksiniz küçük hanım diye haykırmak geçti içimden. Yapmadım tabi...
"Bilmiyorum..." dedim böylesi daha kolay olduğu için.