Mehmet inal

Gerçekten başka bir şeyi yapma zorunda kalmamak şartıyla, insan önce kendisine hareket etmesi daha kolay olan yönde hareket eder, mesela insan, eğer tehlikelere karşı geri çekilmekten çok, direnmek, onlara karşı koymaya doğuştan mütemayil ise bunun iradi bir alışkanlık (meleke, huy) olabilmesi için yeter sayıda tekrarlanması gerekir. Daha önce, o, buna benzer tabii bir huya (meleke) sahiptir. Eğer her cüzi düşünme erdemleri ile beraber bulunan en yüksek ahlaki erdemlerdeki durumunda böyle olması gerekir. Bu böyle ise, tabiaten en üstün düşünme kuvvetiyle beraber bulunan en yüksek (insani ahlak) erdemine benzer bir erdeme doğuştan temayüllü bazı insanların bulunması gerekir. Sonra diğer mertebeler buna göredir. Öyleyse rast gele her insan sanata, ahlaki erdeme ve düşünme erdemine büyük kuvvetle sahip olamayacaktır.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tevrat'ta İsmaililer, Kahtaniler, Nuh ve evlatları ve başka nesepler hakkında tedvin edilmiş olan bilgilerin, ahbar alimleri ve Müslüman nesep alimleri üzerinde açık bir etkisi vardır. Hatta Ehl-i kitap ile irtibatları ve birbirleriyle ilişkileri sebebiyle Cahiliye dönemi insanları üzerinde bile etkileri olduğu açıktır. Kur'an-ı Kerim'de mücmel olarak zikredilen Adem, Nuh, Tufan, İbrahim, İshak, Yakup, İsmail ve bunların dışındaki konular hakkındaki bilgiler, Ad, Semud, Salih'in kavmi, Ashabu'l-Eyke ve Tübba' kavminin durumunun zikredilmiş olması ahbar ve tefsir alimlerini bu konunun detaylarını araştırmaya sevk etmiştir. Bu amaçla, geçmiş insanların hikayelerini ve kadim Arapların haberlerini kendi nesillerine anlatan yaşlı insanlardan bilgiler derlemişlerdir. Ayrıca elçiler, nebiler, eski milletler ve nesepler konusunda Tevrat'taki bilgilere vakıf olan Ehl-i kitaptan kimseleri aramışlardır.
Sayfa 363·Kitabı okudu

Mehmet inal

, bir kitap okudu
8/10
·240 syf.·
Beğendi
·
8 saatte okudu
·
2020 2. kitabı
Emre Dorman
7.9/10 · 150 okunma
Discovery Instute'da kıdemli bir biyolog olan Dr. Jonathan Wells, bilimsel bir gerçek gibi gösterilmeye çalışılıp eğitim sistemine yerleştirilmiş evrim teorisinin, bilim kisvesi altında materyalist felsefeye nasıl hizmet ettiğini Icons of Evolution, Science or Myth? (Evrimin ikonları, Bilim mi? Mit mi?) isimli kitabında şu şekilde anlatmaktadır: Felsefi görüşlere sahip olmanın yanlış bir yanı yoktur. Herkesin doğru veya yanlış felsefi bir görüşü vardır. Öte yandan, halk eğitiminde, felsefenin açıkca tanımlanması ve bilim kisvesi altında sunulmaması gerekir. Kuşkusuz, insan doğasına ilişkin hiçbir felsefi görüş , Newtoncu fizik veya Mendel genetiğiyle eşit değerde bir düşünce olarak ele alınmamalıdır. Ne var ki Amerikan halk okulları biyoloji sınıfları tam da bunu yapmaktadır. Evrimin tasarlanmamış olduğunu ve bunun sonucu olarak insan varlığının salt bir tesadüf olduğunu savunan doktrin, deneysel bilimden ziyade, materyalist felsefeden kaynaklanmaktadır. Açıkcası, biyoloji öğrencilerine materyalist felsefe , deneysel bilim kisvesi altında öğretilmektedir. Materyalist felsefe bağlamında ne düşünülürse düşünülsün, kuşkusuz o, kanıttan çıkarsama yapmak yerine, kendisini zorla kanıta kabul ettirecektir. Her ne kadar işin içinde bilimsel meseleler varsa da, gerçekte özü mittir.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Cahiliye şiiri, Cahiliye tarihi hakkında bilgi edinmemize yardımcı olan, (hatta önemli) bilgiler veren kaynaklardan bir diğeridir. Öteden beri "Şiir Arapların divanıdır," denilmiştir. Nitekim İkrime, " İbn Abbas ne zaman Allah'ın kitabından bir ayet tefsir etse, şiirden bir beyti delil olarak getirir ve şöyle derdi: ' Allah'ın kitabından bir ayetin tefsirini yapmakta zorlandığınız zaman çözümünü şiirde arayın. Zira şiir Arapların divanıdır. Nesep onunla korundu, kültür ve dil onunla öğrenildi.' Şiir, Allah'ın kitabında ve Hz.Peygamber'in hadislerinde, sahabe ve tabiinin sözlerinde geçen garip ifadelerin anlaşılmasında delildir," demektedir. İbn Sirin de Ömer b. el-Hattab'ın şöyle dediğini nakletmektedir: " Şiir bir kavmin (Arapların) ilmi idi, ondan daha doğru ilimleri yoktu." el-Cumahi ise bu konuda yani Cahiliye şiiri hakkında şöyle demektedir: "Cahiliye döneminde şiir, onların ilimlerinin divanı ve hikmetlerinin başvuru kaynağıydı. Bilgilerini ondan alır, ona başvururlardı." Cahiliye şiiri, Arap şiirini rivayet etmekle yetenekli raviler tarafından, İslami dönemde derlendi.(Nitekim) Muhammed b. Sellam el-Cumahi (bu hususta) şöyle demektedir: " Arap şiirlerini ilk derleyen, ve bunları ilk nakleden kişi Hammad er-Raviye olup kendisi güvenilir biri değildi. Bir adamın şiirini başkasına isnad etmekle kalmıyor (zaman zaman kimi) şiirlere ekleme(ler de) yapıyordu.
Sayfa 67·Kitabı okudu