“İyi bir yüreğin olursa, kapkara bir zenci de olsan güzel ve sevimli bir yüze sahip olabilirsin. Oysa kötü bir yürek, en güzel yüzü bile çirkin ve sevimsiz kılabilir.
Aynanın önüne gel de, sana nasıl olman gerektiğini göstereyim. Bak, gözlerinin arasındaki şu iki çizgiyi görüyor musun; sonra şu simsiyah gür kaşlarının ay gibi kavisli olacakları yerde, çatılmış olduklarını; hele şu şeytan kuyusuna batmış gibi duran gözlerinin yırtıcı, karamsar bakışlarını? Sen asıl şu kederli kırışıklıkları düzeltmelisin. Bakışlarındaki ifadeyi her şeyden şüphelenmeyen, etrafında düşmanları olduğu kadar dostlarının da bulunduğunu görebilen melekler haline getirmeyi öğrenmelisin. Yediği silleler ve çektiği azaplar yüzünden, sadece tekme atana değil, tüm dünyaya nefret duyguları besleyenlerden olmamalısın. Çünkü ilerde onlar da, en az kendilerine çektirenler kadar alçak olurlar.”
Ben, Kemalizmin bütün olarak ele alınmasından ya nayım. Bu da özgür, vesayet altında olmayan bir tartışma or tamında mümkün olabilir. Yoksa 1919'da başka, 20'de başka 1923'te başka, Kastamonu'da, Bursa'da, Balıkesir'de, İzmir'de, Ankara’da başka bir Atatürk bulursunuz. Herkesin kendine göre bir Atatürk'ü olur.
Sonra, Atatürk adına yaklaşık kişi başına 100 küsür bin lira Atatürk tanıtımı yapılır da Atatürk adına sadece duvardaki resimler, meydanlardaki heykeller ve ilkokul çocuklarının şiirlerindeki Atatürk kalır.. Bu işten tek kazançlı çıkacak olan ise Atatürk büstleri, resimleri, levhalan imal eden Bakış müessesesi ile 80 sonrası mermercilikten Atatürk heykeli ima latına geçip, fiber heykel üretimi ile "tatlı kâr" yolunu bularak köşeyi dönen Maltepe'li imalatçı olur!