Yüzünde parlamaya hazır bir tebessüm vardı, geldiğimden beri bana yönelttiği yargılayıcı ağırlığın yerinde huzura ermiş bir adamın tasasız muzipliği vardı.
"Evlen benimle Feza, lütfen."
"Bir şey daha var," dediğinde peşimden geliyordu.
Sinirle gülüp arkamı bile dönmeden koşar adım ilerledim, "Senden bir kelime daha duymak istemiyorum."
Adımlarımı hızlandırıp var gücümle kaçamaya kalkıştığım anda arkamdan seslendi, "Evlen benimle."
Başını hafifçe eğip belli belirsiz bir gülüşle omuzları titredi
"Unutmuş gibisin," dedi. "İhtiyacın olduğu zaman ihtiyacın olduğu yerdeyim, eskiden olduğu gibi."
Beni tutmak ve elini çekip geçmemi izlemek arasında öyle derin bir kararsızlıkla savaşıyordu ki, yanaklarında çukurlar oluşan kadar sıktığı dişleriyle çenesi kırılıvercek sandim...