Hamza benim geçmem için kapıyı tuttu ve sonra bakışları bacağımı tutan elimin üzerine kilitlenip irkildi.
"O kurşun seni vurdu mu?" Elini ani bir kaygıyla havada bana doğru uzattı, fakat beni bulmadan durdu kaldı.
"Sadece sıyırdı Hamza, derin bir şey yok," dedim, kısa sürede toparladım. Bu hiçbir şeydi.
Beni bu şekilde bırakıp gideceğine zaten bir türlü inanmadığım halde yine de bunun gerçek olduğunu görmek, ciğerlerimi dolup taşıran derin bir solukla içimi rahatlattı.
Hamza'nın Yalnızca söyleyeceği son cümlenin ne olacağını merak ettim. İndireceği son darbe ne kadar acıtacak, çok merak ettim.
"Şimdi buradaki varlığının, buradan kaçışını nasıl ziyan ettiğini görmeni umuyorum."
Ah, tabii ki...
Bu gerçekten kalbimi kırmıştı.
Bu hareketler çok yanlış hareketlerdi Hamza Tuna çünkü sen bana böyle sınırlar koydukça ben senin bu tuhaf hiddetinle o sınırları geçmeye daha hevesli oluyorum. Ardında ne var, deli gibi merak ediyorum.