Ebrus.

Çocuklukta öğrenilen budur işte: kaybetmek. Bizzat çocukluğun kendisinin kaybıyla başlar. Ne demek olduğunu onu kaybederek öğrenirsin. Her zaman her şeyi ama her şeyi kaybedeceğini öğrenirsin. Yaşamsal duyumsamanın, mevcut yoğunluğun vazgeçilmez koşulunun kaybetmek olduğunu öğrenirsin. Büyümenin kazanımlar biriktirmek olduğuna inanırsın. Deneyim, bilgi, maddi kazanımlar. Ancak bu bir yanılsamadır. Büyümek kaybetmektir. Hayatı yaşamak, onu kaybedeceğini kabul etmektir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kendini arşivlemelisin çünkü ister kahraman ol ister herhangi biri, ister görünür ol ister görünmez, kim olursan ol, geçmişin anılarını canlandırabileceğin yer kendi arşivindir.
Nihayetinde geriye ne kalır ki? Elbette anılar ve başka hayatlar üzerinde yankılanan izler.
Ayrılmak hem bir son hem de bir başlangıçtır.
Üzerimizdeki yükü hafifleterek hayata geri döneriz ve üzerimizdeki yük bazen sevdiğimiz şeylerdir.