Ben bu kitabı neden okudum? Çünkü benim bu kitabı okumamı ve yorumlamamı isteyen hayali bi kitlem varmış ben de demişim ki madem çok istiyorsunuz final dönemimde 750 sayfalık kitabı okuyayım zaten zamanım bol:)) dermişim.. şaka şaka merak ettim çünkü uzun soluklu bir kitap okumayalı bayağı zaman olmuştu ve hakkında çok iyi yorumlar vardı, ben de ön yargılarımı bir kenara bırakmaya değer diye düşündüm. Ama değmedi tabii ki:) gelelim yorumlarıma:
Şimdi sevmediğim şeylerden başlayacağım, kitap bir distopyada geçiyor aslında. Bundan yıllar sonra insanların düşünce özgürlüğünün kısıtlandığı, sokakta kadınların özgürce yürüyemediği, düşünce suçlularının hapishaneleri doldurduğu bir düzen. Kraliyet yanlıları zengin zengin yaşarken sokakta insanlar aç falan. Böyle devam edersek göreceğimiz günler aslında. BL denilen bir örgüt var bir de yavaş yavaş insanların zihnine giren, devrim yapabilecek bir örgüt. Baş karakterimiz avukat Eftelya, hapishaneye babasını ziyaret etmeye gittiği bir gün suç kralı (BL örgütünün kurucusu) Tugay ı görür ve Tugay ondan avukatı olmasını ister. Olaylar burada başlıyor.
Şimdi ilk olarak şunu söylemeliyim ki eğer böyle bir kitap yazacaksanız biraz daha düşünerek yazmalısınız çünkü kitapta çok fazla mantık hatası olduğunu düşünüyorum. İlk olarak yaşadığımız her gün öyle şeylere maruz kalıyoruz ki, hiçbir suç işlemeyen onlarca insanın pat diye gözaltına alındığını görüyoruz. Ama nedense bu Tugay denen adam KOSKOCA ÖRGÜTÜN KURUCUSU olduğunu söylemesine rağmen bir türlü kanıtlayamıyorlar. Adam başkanı telefonla arıyor seni öldüreceğim diye tehdit ediyor, hayır teknoloji de bu kadar gelişmiş telefon görüşmesinin kaydı mı yok... gardiyanı öldürüyor hücrede, ama zeki avukatı onu savunurken kanıt yok diyebiliyor. Dostum.. MADEM BU ADAM ÇOK TEHLİKELİ BİR