WizardStrudel

2022’nin son hüsranı ve derin düşünceler~ Bazen düşünüyorum da, TikTok ve Instagram olmasa bazı yazarların akıbeti ne olurdu? Son dönemlerde normalde yüzüne bile bakmayacağımız yazarlar sırf bu tiktok editleri vs sayesinde haftalarca aylarca bestseller listelerinden inmedi ve hala da zirveye oynamaya devam ediyor. Bizim gibi yıllarca distopyadan romantiğe, fantastikten bilim kurguya kadar yüzlerce kitabı yalayıp yutmuş kişiler bile bu editlere kanıp ‘Balon’ kitaplara vakit harcıyoruz. İşte o Instagram ve Tiktok editlerinin baş taçlarından biri de Ana Huang ve kitapları. Daha önce defalarca Twisted Serisinin kitaplarını okumaya çalıştım (gerçi kitaplar için o kadar fazla PR yapıldı ki artık zorunda kaldım desem daha doğru olur) ve pişman oldum. Kadın tamamen yeni neslin arzu nesnelerini çözmüş ve bunları döndürüp döndürüp farklı kurgu diye 4 kitaplık seri olarak yayımlamış. Kitaplardaki hiçbir karakterde derinlik yok, hiçbiri sizde sempati uyandırmıyor ve sizi serideki diğer kitapları okumaya teşvik etmiyor. Ama ben iflah olmaz biri olduğum için King of Wrath’e de bir şans vermek istedim ve yine yeniden pişman oldum. Olaylar Vivian Lau denen bencil, inanılmaz aptal, yeteneksiz ama ~güzel (açıkçası kitaptakilerin demesine göre kız güzelmiş ? Biz anlayamıyoruz çünkü yazar asla betimlemiyor kızı)~ kızımızın Dante Russo (biliyosunuz italyan dediniz mi ya Dantedir ya da Luca çünkü 2 isim var İtalyada) ile anlaşmalı bir evlilik yapacağını öğrenmesiyle başlıyor. Meğersem kızımızın kurnaz babası, Dante’nin kardeşinin Rus mafyasından bir kızla fingirdediğini öğreniyor ve çocuğun peşine adam takıp kızla fotoğraflarını çektiriyor sonra da Dante’nin ofisine gidip diyor ki “Bak kardeşinin açığını yakaladım fotolar elimde eğer kızımla evlenmezsen bu fotoları rus mafyasına
King of WrathAna Huang · Bloom Books · 20221,980 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·500 syf.··
2022 51. kitabı
The Four Horseman serisine ara vermeden devam ediyorum Pestilence’dan sonra beklentilerimin bir tık altında kaldı. Zaten normalde slow burn kurgulara zor tahammül ediyorum. Bu seride karakterler bir araya gelmeye başlasa bile kadın karakterin esas oğlana aşık olması açılması da uzun sürüyor. Hadi buna tamam diyelim. Burada slow burn haricinde bence kurguda ağırlık yapan gereksiz yan karakterler vardı ve sonunda bence çok da bir etki etmediler olayların gidişatına. Bunun dışında bir de önceki kitaptaki olayları andıran bir çok şey vardı yani yazar bu kitabı yazarken Pestilence’dan bayaa bir beslenmiş. Umarım diğer kitapta böyle olmaz. Kısaca konu ise; İnsanlığın sonunu getirmekle görevlendirilmiş The Four Horseman’dan biri olan War Kudüs’te ordusuyla birlikte hareket ederken Miriam Almahdy’le karşılaşıyor ve gördüğü ilk andan itibaren onun tanrı tarafından ona gönderilmiş eşi olduğu düşünüyor ve onu alıp kampına götürüyor. Miriam ise çetin ceviz bir kızımız. Defalarca kendi çapında baş kaldırıyor ve kaçmaya, ordaki insanlara yarım etmeye çalışıyor. Onun iyi kalbini gören War da zamanla değişmeye ve insanların diğer yüzünü görmeye başlıyor. Kitap henüz türkçeye çevrilmediği için yine ingilizce e-book olarak okudum ve dili diğer kitaptan daha hafifti diye düşünüyorum. Yani basitlik anlamında deği ama daha anlaşıllabilirdi. Bence bir şans verebilirsiniz.
WarLaura Thalassa · Bağımsız Yayın · 20197 okunma
9/10
·380 syf.··
2022 50. kitabı
Rapsodi’den sonra Laura Thalassa’ya karşı bir ön yargım oluşmasına rağmen (baya bi hayal kırıklığına uğramıştım) Pestilence’e bir şans vermek istedim. Goodreads’i biraz bile takip ediyorsanız Pestilence’ı çok okunan listelerinde görmüşsünüzdür zaten yanılmıyorsam yakında çok popüler yayınevlerinden biri tarafından da yayınlanacak. Açıkçası şaşırdığımı söylemek zorundayım çünkü baya bi beğendim Özellikle Rapsodi’nin dilinin basitliğinden sonra bu kitaptaki kelimelerin seviyesi karşısında zorlandım bile diyebilirim bu bence kitaba ağırlık katan bir etken olmuş (hani yavaş okunması zor anlamında değil de ciddiye alınabilirlik açısından anladınız siz beni sjsjjsjsj). Yalnız yazarın betimleme kıtlığı bu kitapta da devam ediyor sanki. Hani Rapsodi kadar da değil de yine mekanları insanları vs vs hayal etmek için beynimi ve hayal gücümü dibine kadar kullanmak zorunda kaldım hatta kapaktaki (bu kapak değil başka bir kapak) Pestilence’ı direkt o şekilde okeyledim kafamda. Konu kısaca şöyle; The Four Horseman biri olan Pestilence insanlığın sonunu getirmek için yeryüzüne geliyor ve insanları toplu olarak öldürmek için bir salgın hastalık başlatıyor her geçtiği yerde. Esas kızımız Sara da Pestilence’ın geçeceği yerlerden birinde ona suikast hazırlıyor. Başarılı da oluyor olmasına ancak şöyle bir durum var o da Pestilence’ın ölümsüz olması. Sara’nın yaptığına aşırı derecede sinirleniyor ve onu yanında esir olarak alıyor. Amacı da Sara’ya insanların ölümlerini izleterek azap çektirmek. Tabiki olaylar bu ikili kıtada yol aldıkça değişiyor gelişiyor ve romantikleşiyorr Şunu söylemem gerek ki kitaptaki karakterler arasında Stockholm Sendromu mevcut yani zaten kendi türünü öldüren birine aşık olan biri başka nasıl açıklanabilir başka türlü bilemedim. Kitapta sonlara doğru Sara’nın
PestilenceLaura Thalassa · Createspace Independent Publishing · 201816 okunma
6/10
·257 syf.··
2022 49. kitabı
Bazen gerçekten bazı şeyleri zirvede bırakmayı bilsem diyorum çünkü bu verdiğim ikinci şanslar bir gün beni rs’ye yollayacak. Lyla gibi birinin hikayesi bu kadar kısa olmamalıydı. Yaşadıkları o kadar ağır ki 200 küsür sayfada kıza “tamam iyisin iyi” tarifesi uygulanması sinirlendirdi beni. Lyla 18 yaşından beri bir seks kulübünde köle olarak çalıştırılıyor. Yaşadıkları ve ona yapılanlar o kadar ağırdı ki burada bahsetmek istemiyorum bile. 18 yaşından beri de tesadüf eseri tanıştığı Shadow Men (serinin diğer kitaplarında bolca duyduğumuz) tarafından izleniyor. Hatta adamın Lyla’ya olan saplantısı o kadar büyük ki Lyla’ya teklif vermeye çıkan biri olduğunda direkt adamı öldürüyor. 6 yıl bu şekilde gelip geçerken bir takım olaylar sonucu Shadow Men’le bağlantısı kesiliyor ve öyle bir noktaya geliyor ki intihar etmete çalışıyor. İlk defa Shadow Men yani Daine onu kaldığı yerden kurtarıp onun için yaptırdığı eve götürüyor. Bu hikayenin amacını anlamakta zorlandım açıkçası. Lyla kesinlikle Daine’i affetmek zorunda değildi çünkü adam onu 6 yıl boyunca orda bıraktı. Eğer çok seviyoduysa daha önceden oradan kurtarabilirdi. O geçen zamanda Lyla çok darbe almış ve yenilir yutulur cinsten de değil bunlar. Diğer kitapta olduğu gibi burda da olaylar hızlı hızlı geçiştirilmişti ve hatta yazar sayfa sayısını da çok kısa tutmuştu. Böyle bir karakterin hayat hikayesini anlatıyorsan biraz özen göstericeksin. Empati seviyesi yüksek bir insan olmasam belki kitaptaki duygular bana geçemezdi. Hikaye pat diye bir anda bitti ? Yazar twist’i son dakika önümüze attı ve bizimle baş başa bıraktı ? Ee ? Gerçekten inanılmaz hayal kırıklığına uğradım. Serinin diğer kitabına devam etmeyeceğim. Daha bir karakterin hikayesini düzgün anlatamadan diğerine geçerek neyi hesaplıyor yazar anlamadım.
The AnnihilatorRuNyx · 2022373 okunma
7/10
·417 syf.··
2022 48. kitabı
İlk iki kitaptan sonra Amara ve Dante’nin hikayesini çok da merak etmediğim için direkt serinin beşinci kitabına yani The Finisher’a geçtim. Bu kitapta Dante’nin üvey kardeşi Alpha’nın hikayesi anlatılıyor. Açıkçası serinin ikinci kitabını okuduktan sonra diğer kitaplara olan beklentim bayaa yükselmişti. Heralde yazar gittikçe kendini geliştirmiştir diye düşündüm ancak biraz yanılmışım. Bunun bir kaç sebebi var ama öncelikle kısaca konudan bahsedeyim. Hikayenin esas kızı Zephyr geçmişte Alpha’nın hayatında dahil olmuş ve bir geçmişleri var ancak hikayenin geçtiği zaman diliminden 10 yıl önce bir akşam Zephyr ve Alpha son kez görüşüyorlar ve Alpha tamamen Zephyr’in hayatından çıkıyor. Daha sonrasında iletişimleri tamamen kesiliyor. Bu nedeniyle birlikte anlatılıyor kurguda. Yıllar sonra karşılaşmları ise Zephyr’in erkek arkadaşıyla gittiği bir kafes dövüşünde oluyor. Zephyr Alpha’yı tanıyor ama karşılığını alamıyor çünkü Alpha’nın geçmişle ilgili hafızasının büyük bir kısmı silinmiş geçirdiği kazadan dolayı. Sevdiği adamı yıllar sonra karşısında bulan Zephyr’in aklına şöyle bir fikir geliyor; Büyükannesinden kalan güven fonundaki parayı alabilmek için Alpha’ya evlenme teklifi etmek. Tabiki olayın parayla hiçbir ilgisi yok çünkü bu evlilikten tek umudu Alpha’nın kendisini hatırlamasını ve sevmesini sağlamak. Şimdi biraz sevmediğim yerlerden bahsedeyim. Zephyr’in Alpha gibi içine kapanık ve soğuk bir adamı bir iki şebeklikle evlenmeye ikna etmesi bana baya absürt geldi. Çıplak elle adam öldüren kişi kalkıp böyle numaralara mı düşer ? İkincisi bazı olaylar çok hızlı hızlı geçilirken bazıları da aşırı fazla uzatılmıştı. Özellikle Alpha’nın işiyle alakalı yerleri okurken esnedim ara ara. Yazarın kitabi diğerlerine kıyasla daha kısa tutmasının nedeni ise heralde “off hadi
The FinisherRuNyx · Independently published · 2022467 okunma