Güncelleme: Uzun zaman oldu kitabı okuyalı ve düşününce sevmediğim yanlarının daha fazla olduğunu anladım. Kendisi Tate’in gururunu yerle bir edip asla arkadaştan öte olamayacaklarını defalarca söyleyip sonra da üstüne Tate’in yanında erkek sinek bile görse tribe giren bir adamdı Miles. Tate de tam bir gurursuzluk örneğiydi ve kitap boyu kendine şamar oğlanı muamelesi yapılmasına müsade etti.Miles kitabın sonunda “Bu kız benim yaralarımı iyileştirir aga” diye düşündüğü için Tate’e döndü aşkından öldüğü için değil. Destansı bir aşk arıyorsanız tavsiye etmem.
Hakkında ne yazsam ne düşünsem kaç versem diye kara kara düşündüren, beni duvardan duvara fırlatan kitap. Kitap boyunca sevmediğim çok fazla nokta oldu aynı zamanda da gözlerimden kalpler çıkartarak okuduğum yerler de oldu. Öncelikle şunu söylemeliyim ki ben Tate ve Miles’ın yatak arkadaşlığının başlangıcını oldukça aceleye getirilmiş buldum. Miles bunca yıldır kadınlardan, cinsel hayattan ve birini sevmekten uzak durmuş biri dolayısıyla Tate’e olan teklifini bu kadar çabuk yapması beni biraz düşündürdü. Öbür tarafta kitap boyunca Tate’in gurursuzluğu baya bir canımı sıktı. Miles ne yaparsa yapsın ne derse desin hepsine tamam dedi, kendisine resmen obje muamelesi yapılmasına rağmen hiç takmadı. Bunları Miles’a olan körkütük aşkından yaptı desem , yine de böyle hisler taşıdığınız biri size bu şekilde davransa kalbiniz kırılmaz mı ? Kendinizi değersiz hissetmez misiniz ? Son olarak rahatsız olduğum konu ise kitapta Tate gittiği zaman Ian’ın Miles’ı onun peşinden gitmeye ikna ederken kullandığı cümle. “Eğer Tate yanındayken acın epey rahatlıyorsa bir de onunla bir ömür geçirdiğini düşün.” Tam olmasa da cümle bu şekildeydi ve beni aşırı sinirlendirdi Tate’in bir yara bandı olarak görülmesi. Evet, bir sürü hata yaptı ve