Muhammed çaça

Muhammed çaça
@Wolfphant
Drina köprüsü s.197"Olduğundan başka türlü olmak ya da görünmek heveslisi de değildi. Zaten kimseden de fazla bir şey beklediği yoktu."
Sosyal Hizmet Uzmanı
Ankara
23 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·120 syf.··
2026 4. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 01:01
Eseri okurken kendimi cok ozel hissettim, kitap bana, benden bir seyleri anlatmak icin yazilmis gibi hissettim. Oysa eseri okuyan baskalari ile tartistigimda herkesin ayni duyguya kapildigini ogrendim. Nietzche'nin " cagdas olan her devirde okuyucusuna hitap edendir. " cumlesi aklima geldi. Oyle bir eser ki icerisinde bulundugu toplum ve sartlardan bagimsiz olarak her zaman okuyucuya hitap eden, onun duygularini sikistirip sekilden sekile sokup midesine bir yumruk indiren unutulmaz bir eser. Kitap baslarken muazzam bir gerilim yuklerken, ortalara dogru hirs ve ofkeye burunduruyor sizi, oysa kitap bittiginde diş ağrısını atlattiktan sonra gelen gevşeme hissi gibi bir pelte haliyle sakinleşip düşüncelere dalıyorsunuz.
1000Kitap
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
Reklam
10/10
·432 syf.··
2026 3. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 14:39
Hikaye doktor Breur'a gelen bir mektupla başlıyor "son derece acil bir sorun için sizi hemen görmem gerekiyor. Alman felsefesinin geleceği sallantıda." Aslında Nietziche'den bahsederken sadece Alman felsefesini değil tam olarak felsefenin kendisini konuşmamız gerekir. Nietzche, felsefe tarihinde tartışılmaz bir yeri olan önemli bir figür ve tıp tarihinde ve psikoterapi de çok önemli bir yeri olan Doktor Brueur. Bu ikisinin gerçek hayatta yan yana gelip gelmediği muamma ama psikoterapinin bugün en büyük otoritelerinden biri olan yalom bu ikisini bir araya getirerek insanın en önemli sorunlarından biri olan anlam sorununu ve insanın ruhsal iyileşmesi üzerine çarpıcı bir eser ortaya koymuş. Kitabı okurken kendi psikolojik dünyanıza zengin felsefi sorularla derin bir yolculuğa çıkıyorsunuz. kendi içine yönelmek isteyen kendi ile ilgili soruları ve sorunları olan herkese tavsiye edebileceğim, cevaplardan çok soruların önem kazandığı bir hikaye. Yalom bu kitap icin her ne kadar fazla tevazu gosterip edebi bir kitap olmadigini bu acidan noksanlarla dolu oldugunu soylese de edebi diliyle de son derece basarili bir psikoterapi kurmacasi.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
North woods -kuzey Ormanları (Daniel Mason)
Puan vermedi·416 syf.··
2026 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 21:31
İvo Andric'in Drina Köprüsü'ndeki gibi bir yerin -bu kez bir elma bahçesinin- birkaç yüzyılda olanlara şahitliği. ölümler, yaşamlar, yaşama biçimleri katman katman işlenen öyküde her dönemin kendine has dil ve üslupları ustalıkla işlenmiş. Dönemler değişse de insanı insan yapan şeyler; aşk, ihtiras, nefret, sevgi her daim kendine bir yer bulmuştur. Tıpkı ilk insandan bugüne değin insanın hikayesinde olduğu gibi. Kuzey ormanlarında Mason'ın insanın hikayesini anlattığını söylemek yanlış olmaz ve tabii doğanın. Orman ve ormana dönüştürülmüş elma bahçesi... Bir elmanın peşinden cennet gibi bir ormanın cesetlerle cehenneme dönüşmesi gibi. İradesi olmayan elma iradesi olanları kendi idaresine aldı. Adem ve havvaya yaptığı gibi. Cennetten kovulanlara cennet gibi bir ormanı cehenneme dönüştüren elma. Çünkü unutulmamalıdır İnsan doğayı ne kadar tahrip etse de sonunda doğa hakkını geri alır. Mason'ın tabiriyle "Yemyeşil yüzeyinde ince kan kırmızı damarlar vardı. Kahverengiye çalan soluk çizgileri, zayıf ışıkta havaya kaldırıldığımda renk değiştiriyor gibi görünen pembelliği vardı. Isırdığımda önce damağımın derinliklerinde Limon Çiçekleri kadar hafif bir tat belirdi, lezzetten çok bir kokuyu tattığımı hissettim, sonra ikinci bir dalga ağzımın içinde şurup gibi yayılmaya başladı. Bu da neydi böyle merak ettim. Elbette bir elmaydı, her bakımdan bir elma Ama daha önce hiç böylesini yememiştim. Daha önce kimse böylesini yememişti. S 52"
1000Kitap
Kuzey OrmanlarıDaniel Mason · Holden Kitap Yayınları · 2024397 okunma
10/10
·192 syf.··
2025 7. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2025 23:30
Göç olgusu insanlık tarihi boyunca var oldu. Daha uygun iklim kosullarina göç eden tarih öncesi insanlardan bugün sosyoekonomik sebepler, ticaret, afetler, savaslar gibi nedenlerle göç insanlık tarihinde hala önemini korumakta. Güney Amerika'nın doğasiyla kendine hayran bırakan ülkelerinden biri olan kolombiyadan amerikaya uzanan bir göç hikayesi orijininde ahlak, insanın yabancilasmasi, otekilesme gibi bir çok konu insanin yüreğinde bir yumru gibi sıkışıp kalacak şekilde işlenmiş. Binlerce yıl boyunca insanlar tarafından kesfedilmek için bekleyen topraklar mülkiyete konu olunca kâşiflik en büyük suçlardan biri ilan edildi. Her birimizden doğduğumuz topraklara sıkışıp kalıp o topraklari yonetenlerin kölesi olarak "iyi vatandaslar" olarak yasamamiz beklendi. Ama yazar o toprakları yasanmaz kilanlarin da yine aynı yöneticiler olduğunu inceden gösteriyor. kitap bir yandan da vatan kavraminin nasil da ev hissiyati verdigini, dogup buyudugun topraklarin nasil da icimize isledigini, ve bu topraklardan ayrilmaya karar vermenin insanda ne denli zor bir süreç oldugunu gozler önüne sermekte. Yazarın degimiyle: " Belki de ulus ya da vatandaslik diye bir sey yoktur; belki sadece aile ve sevgi adina haritalara cizilmis bolgeler, yani sınırsız bir ülke vardır."
1000Kitap
Sınırsız ÜlkePatricia Engel · Holden Kitap · 2024890 okunma
Ben Bir Kediyim
Puan vermedi·455 syf.··
2025 6. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2025 16:26
Meiji dönemi japonyasinda bir ogretmenin adı bile olmayan bir kedisinin gözlem ve anlatımıyla dönemin toplumsal yapısını, insanların kendi aralarındaki ilişkilerinin nasıl çıkarlar üstüne dayandığının hikayesi. Kedinin bir adı olmasa da insan mefhumuna dair bilgeliği sıradan insanın bilgisini aşıyor. Belki de bilgeliğin gerçek tanımı insanlıktan arinmaktir. Nietzsche'nin üst insan kavramıyla olaya baktığımızda üst insan toplumun değer yargılarından sıyrılıp kendi içinde yarattığı değer yargıları ile yaşamaktadır. Bu noktada toplumun değer yargılarından arınmış bir bilgeye hala "insan" denir mi? İnsan olma hali yuceltilecek bir şey mi? Japonya'nın toplumsal restorasyon çalışmalarının arttığı bu donemde uygarlasma ve batılılaşma çok kez bir spiral gibi iç içe geçiyor. Türkiye'nin modernleşme sürecinde de aynı hikaye kendini var ettim dahası 1920lerde zirve yapan bu tutum geldiğimiz 2025 yılında hala canlılığını sürdürmekte. Özgün ve özgül olmanın itibarsizlastirildigi, taklidin onore edildiği zihinsel hir kavrayisa sürüklendik. Bilim, hukuk ve benzeri alanlarda modern dünya kurallarının baz alınması ile ilgili bir sorunum olmasa da bunların doğrudan doğruya kültürel bir asimilasyon yaratmasının sorun teşkil ettiği kanısındayım. Kitap sıklıkla tüm bu durumlar üstüne felsefi bir düşünüşe itmekte. Meiti, keçeli bir dağ, donay efendi, hapşırık efendi... Farklı insanalr üzerinden hayatı kavrayış biçimleri irdelenirken sıklıkla hapsuruk efendinin yani kedinin "efendisinin" olaylar karşısında pasifist, adeta sadece bir gözlemci kalması " tek bir hayatımız var ve o hayatin başrolü olmak zorundayız." Hissiyatıni uyandırıyor.
1000Kitap
Ben Bir KediyimNatsume Soseki · Ötüken Neşriyat · 2025566 okunma
Reklam