İnsan bazen en çok kendini yaralar. Kimse dokunmaz, kimse zorlamaz. Bıçağı kendi tutar, yarayı kendi açar, kanı sessizce içine akıtır.
Bazı cezalar mahkeme salonlarında verilmez. Sessiz odalarda, karanlık banyolarda, aynaya bakarken kesilir insanın ömründen. Müebbet derler buna: Kaçsan da bitmez, kalsan da.
Arada içinden geçer: “Topla her şeyi, kimseye bakma, arkana bile dönme.”
Git.
Kaybol.
Yok ol.
Ama insan şunu da bilir: Gitmek bazen cesaret değil, firardır. Kalmak ise her zaman güç değildir. Ve en ağır gerçek şudur: Ne kaçmak kurtarır insanı, ne kalmak.
Çünkü cümleler dudakta durmaz artık.
Yüze iner.
Göz altlarına çöker.
Çene çizgisine kazınır.
Ve bir süre sonra sen konuşmazsın.
Yüzün anlatır her şeyi.