Konuştuğun zaman yalan söyleme. Söz verdiğin zaman cayma. Emanete hıyanet etme. Gözünü, elini, belini koru.
Ölümden kaçmak mümkün olmadığı gibi, bir gün insanın da insandan kaçamayacağı an [gelecektir]. Rızık taksim edilmiştir. Ecel belli edilmiştir. Hırslı mahrum kalmıştır. Cimri kınanmıştır. Hasetçi gamlı olur. Tedbirin takdire faydası olmaz. Bağışı (veya bereketi) olmayan çalışmanın faydası olmaz. Sakınmanın kazaya faydası olmaz. Emelin ecele faydası olmaz.
Ecelini geçemeyeceksin. Emeline ulaşamayacaksın. Rızkından geri kalmayacaksın. Başkasının rızkını sana vermeyecekler. Ey insanoğlu! Öyleyse niçin bedenini bu yolda öldürüyorsun?
Bak şimdi sen şu insanların çılgınlığına; tanrılara yüz kızartıcı dilekler fısıldıyorlar; ama biri kulak kabarttı mı susuyorlar ve insanların bilmesini istemedikleri bir şeyi Tanrı'ya anlatıyorlar. Bak bakalım, şöyle bir öğüt faydalı mı değil mi: 'İnsanlarla, Tanrı seni görüyormuş gibi konuş.'
"...ne olduğunu sanıyorsun? En büyük lütuflar kaygıyla doludur ve talih, en iyi olduğu zaman bile güvenilmezdir. Mutluluğu korumak için başka bir mutluluğa ihtiyaç vardır ve duaların yerine gelmesi için de dua edilmeli. Şansla gelen hiçbir şey kalıcı değildir, ne kadar yükseğe çıkılırsa, düşme olasılığı da o kadar artar. İleride bitecek olan şeyler kimseyi mutlu etmez, dolayısıyla kazanmak için çok çalıştıkları şeyleri korumak uğruna daha da çok çalışmak zorunda olan insanların yaşamının sadece en kısa değil, en sefil yaşam olması kaçınılmazdır. İstediklerini zahmetle kazanır, kazandıklarını da kaygıyla ellerinde tutarlar. Bu arada asla kaybettikleri zamanı geri alma fırsatları olmaz. Meşgul oldukları eski işlerinin yerini yenileri alır, umut umudu, hırs da hırsı uyandırır. Sefaletlerine son verme değil, sadece yöneldikleri şeyi değiştirme arayışındadırlar. Makamlarımız bize işkence mi etti?..."