Gösterişin, torpilin, kibrin ve sayamadığım binlerce putun kol gezdiği bu çağda; bir bakışın, bir duruşun, bir hayatın sadeliğine inanıyorum.
youtu.be/x8IGIy7E_no
Allah, zamana yemin ederek insanın hüsranda olduğunu söylüyor. Ama birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenleri bundan müstesna tutuyor. Demek hakkı tavsiye etmek hem görevimiz, hem de bizi ziyan olmaktan koruyan bir kalkan.
Güzel kitaplardan, iyi insanlardan ve anlamlı uğraşlardan güvenli bir sığınma alanı inşa etmeli ve dünyanın gürültüsü, kıyıcılığı ve aldatıcılığı ruhumuzu boğmaya başladığında nefes alabilmek için oraya sığınmalı.
Durdur hüznünü; yakışmaz bize bu hüzünler, hüzün kırıntıları ve bu garip yaslar. Biz ki şahlandırmışız aşkın en yücesini, gururla örmüşüz temelini sevdanın, kalkabilmişiz altından bunca manevi yükün, baksana bunlar mı yıldıracak çelikten şevkimizi; yok bu bir tebessüm geceye...
“Yaşamıyor kimse hayatını.
İnsanlar tesadüflerden ibaret, sesler, parçalar
günlük hayatlar, korkular, birçok küçük mutluluklar,
daha çocukken kıyafet değiştirmiş, mumyalanmış, maske olarak geçerli, suskun suret olarak.“ (s.97)