Bensu

Ne demek istiyorum biliyor musunuz? Yaptıklarınız, size verilen biçimler gibi hayatınızın gerçeğidir. Nasıl mı? Neden mi? Asla inkar edemeyeceğiniz bir hapishanedir hayat. Buna söyleyecek sözünüz yoksa ve beni onaylıyorsanız bu noktada şunu söylemeliyim; evet hayat hapishanesinde bir mahkumsunuz ve oradaki yargılama hiç de beklediğiniz gibi adil değil.
Sayfa 96 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Zaman, uzam, ihtiyaçlar. Şans, kader, kısmet; hepsi hayatın tuzakları. Peki ya siz bu hayatın içinde olmak istiyor musunuz? Sorun burada. Bir şekilde tuzağa yakalanmışsınız ve ha orada ha burada, istesenizde istemesenizde var olmak zorundasınız. Ve var olduğunuz sürece, içinde bulunduğunuz biçimin cezasını çekecek, sorumluluğunu taşıyacaksınız. Kaçarı yok. Katlanmak zorunda olduğunuz durum size bir jest gibi sunuluyor. Ancak bir an katlanabileceğiniz bir şaka gibi. Bu kadarı yeter. Hayır, yetmez.
Sayfa 95 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Ama şöyle düşünün, ya şuur dediğimiz şey herkeste aynı olsaydı; sadece bir şekilde düşünseydi herkes? Ama o zaman da şuur diye bir şeyin varlığından söz edemezdik, değil mi, güzel dostlarım? Maalesef, ben varım ve siz de varsınız. Maalesef.
Sayfa 41 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Bu içimdeki yabancıya nasıl katlanacağım? Aynı zamanda “ben” dediğimi yabancıya? Onu nasıl görmezden geleceğim? Nasıl bilmezden geleceğim? Nasıl ona mahkum halde yaşayacağım veya onu nasıl içimde taşıyacağım, başkaları dışarıdan gözlerini dikip bakmaktayken? 
Sayfa 25 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Yalnız kalmak istiyordum ama bahsettiğim öyle bir yalnızlık ki tamamen, alışılmadık bir biçimde yalnız kalmaktan bahsediyorum. Sizin aklınıza ilk gelen şekliyle, sadece insanlardan uzaklaşmak değil, kendi kendimden de uzaklaştığım ve kendi kendimi dışardan, bir yabancı gibi seyrettiğim bir hali arzuluyordum.
Sayfa 19 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Reklam