Acının son evresi olan bir yorgunluktu bu. Öteki dünya güçleriyle boy ölçüşmekte bakıştan başka bir şeye cesaret edilmeyen bir evredir bu artık. Bu sondur. Evet, son. Bir insan çok yorgunsa, bitmiş olduğunu duyumsadığı içindir bu. Bu evreye varıncaya kadar çok uzun bir yol kat etmiş olmak gerekir. Her zaman kolay olmayan bir yol. İşte o zaman hoşgörülü ve "Sokratesvari"" oluruz. Hepsinden önemlisi açık görüşlü oluruz. Açık görüşlülük bir idam mahkumunun sın dakikasıdır. Kendi kendime gülüyordum. Tüm umudumu yitirmiştim. Yazgıdan kesinlikle kaçılmayacağını, başkalarının buna asla izin vermeyeceğini yeni anlamıştım. Artık acı çekmiyordum. Yalnızca dışarıdan, bir seyirci gibi, kendi sonumu seyrediyordum. Bu sonun ne olduğunu ise henüz bilmiyordum.
İnsan ve Deniz: Birbirleriyle boy ölçüşüyorlardı. On iki ay boyunca birbirleriyle boğuşuyor, bu on iki ayın sonunda birbirlerine meydan okuyorlardı ve insan alaycı bir ifadeyle Denize soruyordu: "İlk vazgeçen kim olacak?"