Hasret Kurt Tekin

8/10
·632 syf.··
2020 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2020 04:22
“Hayatın çiçekleri döküldü, sade dikenleri kaldı.” diye çok hoşuma giden bir söze rastladım bu kitapta. Ama değerinden fazlaca ilgi görmüş bana kalırsa bu kitap, 8 puan verdim fazla bile sayılabilir. Yani “1984, Körlük, Uçurtma Avcısı, Bin Muhteşem Güneş’ten” fazla puanı var, bence yanına bile yaklaşamaz hiçbirinin. Kitaba gelince başlarda çok sıkıcıydı, ilk 200 sayfa özellikle kahramanımız yataktan çıkmadı. Gerçi kitabın ana fikriyle alakalı bu durum; oblomovluk... Bence anlatılmak istenen kısaca iyi bir insan olmak yeterli değildir, hayatta en kötü şey sorumsuzluktur; sorumsuz olursanız eğer başta duygularınızı sonra sevdiğinizi, buna bağlı olarak da işinizi, gelirinizi vs. kaybedersiniz. Zaten sevdiğini kaybetmek sadece bir insan kaybetmek değildir yalnızca; yaşama bakışınızı, umudunuzu, insanlara güveninizi de götürür. Hülasa bu bağlamda kitabın ana fikrine katılıyorum yani sorumsuzluk çok kötü bir şeydir öyle ki dünyanın en temiz kalpli insanı olmanın artıları bile onun eksilerini sıfıra eşitleyemez.
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Başlangıçta Eylem Vardı!
10/10
·653 syf.··
2020 79. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2020 15:47
YouTube kitap kanalımda hayatımda yarım bıraktığım ilk kitap olan Faust hakkında konuştum: ytbe.one/g0tV0SSIK2k 10 yıl önce hayatımda ilk kez yarım bıraktığım kitabı şimdi kendi okuma grubumda onlarca kişiyle birlikte tartışabilmenin verdiği dayanılmaz hafiflik... Goethe 14 yaşındayken buharlı makine icat edilmiş, 21 yaşındayken Hegel doğmuş, 40 yaşındayken Fransız İhtilali olmuş, 66 yaşındayken Waterloo Savaşı olmuş. Ben 26 yaşındayken ise hayatımın en önemli gündemi koronavirüs işte. Faust'u ben yazamazdım, hatta sadece ben değil, Goethe'den başka da kimse yazamazdı. Latince'de faustus mutlu olmaya yazgılı olmak demekti zaten. Şeytan onun ruhunu çalıp ona hüküm kurmak istese bile mutlu olmaya, Tanrı ile olmaya yazgılı bir insandı Faust. Sanayi Devrimi'nin insanları koşullandırdığı her şeyi bilme diktesinde olan bir çağda o da her şeyi bilmek isteyenlerden başka bir şey değildi. Bu konuda Goethe'nin bir fikri vardı. 26 yaşındayken bir toplantıda tanıştığı Weimar dükü, Goethe'ye, gel kardo burada takıl hem Faust'u bitirirsin hem de kitabın son şeklini burada alır dedi ama beklemediği bir şey oldu Goethe'nin, o da Weimar klasisizmi. Schiller'in de içinde bulunduğu Fırtına ve Coşku akımına nazaran Weimar klasisizmi, gestalt, gehalt ve inhalt adı verilen içerik, Yunan ilhamı ve estetik öncüllerinden oluşurdu. Yani Puşkin'in üç güvenilir kartı tutumluluk, ölçülülük ve çalışkanlık, Reich'in üç erdemi sevgi, çalışma ve bilgi, ilk mimarlık kuramcısı Vitruvius'un iyi bir mimari tasarım için belirlediği üç öncül fayda, kalıcılık ve güzellikti ya, işte Goethe'nin de kendisi için belirlediği muhteşem üçlü bunlardı. Zaten Goethe'nin sanat ülküsü, “İnsan hayatını, dünyayı, öteki alemleri, hatta ahireti de büyük tabiatın cüzleri olarak ele almak ve ahenkli bir bütünlük
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Sosyal Yayınları · 201316,9bin okunma