Diyeceksin ki her şey benim elimde mi? Diyeceğim ki o zaman şu satırlara ne diyorsun:
"Bir akarsu denize ulaşmak için yola çıkar. Dağların, tepelerin, ağaçların, yoluna çıkan ve taşıdığı canlıların eşliğinde yoluna devam eder. Sonra önüne aniden kocaman bir kaya çıkar. Yol biter. Ne yapar? Geri mi döner? Yoksa orada yok olmayı mı bekler? Hayır. Ya inatla önüne çıkan engeli aşındırmaya çalışır, ya alana sızarak kendine yol açar, ya da kıvrılıp yönünü değiştirerek geçebileceği başka bir nokta arar. Belki yolu uzar, denize ulaşacağı zaman uzar ama eninde sonunda denize ulaşır, okyanusa bağlanır. ”
Yeter ki senin de gideceğin denizin olsun. Yaşamda her zaman sürprizler, tekâmül yolculuğumuzda almamız gereken dersler, acılar olacak. Hepsi senin yaşamını oluşturacak. Yaşamımızın özü ulaşacağımız yer değil, oraya giderken nasıl yaşadığımız, nasıl var olacağımız...
O kadar çaresiz kalıyoruz ki, insana yakışmayana teslim oluyoruz. Sana bir zarar verdiğimde, seni üzdüğümde aslında kendime zarar verdiğimi, kendimi üzdüğümü göremiyorum. Aslında kavga ettiğim “ben”im, kızdığım “ben”im, aradıklarını bulamadığı, yapmak istediklerini yapmadığı için öfke duyduğum “ben”im.