Yasin Utay Güleryüz

Yasin Utay Güleryüz
“Şiir yazanın değil, ihtiyacı olanındır.”
Başladı Mesai!
8/10
·352 syf.··
2025 13. kitabı
Uzun zamandır inceleme yazmıyordum ve bu sessizliği Radley Ailesi ile bozmak istedim. Matt Haig, severek okuduğum yazarlardan biri ve bu romanıyla da beni yine etkilemeyi başardı. Romanın en çarpıcı yanlarından biri, ahlaki ikilemleri kesin yargılarla sunmamasıdır. Kan içmek gerçekten kötü müdür? Bastırmak bir erdem midir, yoksa insanı içten içe çürüten bir inkâr mı? Haig, okuru bu sorularla baş başa bırakır. Ailenin “özgür” üyesi Will’in hikâyeye dâhil olmasıyla bu ikilemler daha da derinleşir; düzen ile kaos, kontrol ile dürtü arasındaki hassas denge sarsılır. Matt Haig’in dili sade ama son derece etkilidir. Mizah ile karanlık duygular arasındaki geçişler oldukça doğaldır. Bu sayede roman, yalnızca sürükleyici bir hikâye sunmakla kalmaz; aynı zamanda güçlü bir psikolojik ve felsefi alt metin de taşır. Radley Ailesi, vampir hikâyelerini sevenlerin ötesinde; aidiyet, kimlik, aile ve bastırılmış benlik üzerine düşünen herkese hitap eder. Sonuç olarak Radley Ailesi, “farklı” olmanın bedelini, normal görünmenin yorgunluğunu ve insanın kendinden kaçamayacağını anlatan güçlü bir romandır. Matt Haig, karanlığı korkutucu bir unsur olmaktan çıkarır ve onu insan olmanın kaçınılmaz bir parçası olarak sunar. Belki de romanın en çarpıcı mesajı şudur: Kendin olmaktan vazgeçtiğinde, geriye yaşanacak bir hayat kalmaz. “Unutmayın, bazı aileler kanınızı kurutabilir. :)” Radley Ailesi Matt Haig
1000Kitap
Radley AilesiMatt Haig · Domingo Yayınları · 20252,074 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hazırsak mesaimiz başlasın.
Puan vermedi·368 syf.··
2025 8. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2025 02:25
Öncelikle Matt Haig’in okuduğum ikinci kitabı oldu. Yazar ile alakalı en çok dikkatimi çeken durum şu oldu. Normalde çoğu yazar hayatın tek bir tarafına odaklanır ya da insanın ya iç dünyasını ya da dış dünyanın durumlarını yazarlar. İşte konu Matt Haig’e geldiği zaman durumlar değişiyor. Yazar her iki tarafa dı o kadar güzel harmanlayıp önümüze sunuyor ki, bu da içine daha çok çekilmemi sağlıyor. Kitapta geçen bir söz üzerine konuşmak istiyorum aslında biraz. “Bazen bize sihir gibi görünen şey, yaşamın henüz anlayamadığımız bir parçasıdır.” Hayatın ne kadarına hakim bedenimiz. Kendi perspektifimizden gördüğümüz kadarıyla değil mi, hayat çok büyük bir kavram ve sadece kendi bakış açımız içinden bakabiliyoruz. Halbuki hayat bize neler sunacağına dair bile bir fikrimiz yok. Hani böyle çok olmasını istediğiniz şey olduğunda, inanamazsınız ya işte o size sihir gibi gelir. Halbuki hayatın henüz bilmediğimiz bir parçasıdır. O yüzden sevgili okurlar hayat sadece mutluluk ve üzgünlük arasında dönen bir sembol değildir. Hayatın bize neler vereceğine ve vermekte olacağı şeyin bize ne hissettireceğini bilmiyoruz. Ne verirse versin kabul edelim. Kitaba gelecek olursak kesinlikle okunmasını tavsiye ederim. İnsana bambaşka pencereden bakmayı sağlayan bir kitap. Hayat bazen bir sihirdir. Eskiden spoiler vermemeye çok takıntılıydım bu kitapla beraber bunu da yavaş yavaş yendim. Bir şeyi birisi bize ne kadar anlatırsa anlatsın belki de siz ondan bambaşka anlamlar çıkaracaksınız. Bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum arkadaşlar. Okumak sizi çok etkileyecek eminim. Yaşamla sorunlar yaşayan arkadaşlarım, bir deniz havasının ciğerleri nasıl açtığını ve daralmaların nasıl gittiğini görecekler. Ve Matt Haig’in bizlere de bir sözü var; “Her şeyin ötesinde, sana teşekkür etmek isterim, sevgili
1000Kitap
Hayat İmkânsızMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20246bin okunma
Başladı bizim mesai...
Puan vermedi·192 syf.··
2025 3. kitabı
“Kişisel menkıbe” kavramı, bireyin hayatındaki en büyük amacı, kaderi ya da gerçekleştirmesi gereken içsel yolculuğu ifade eder. Paulo Coelho’ya göre herkesin bir kişisel menkıbesi vardır ve bu, insanın en derin arzularını, hayallerini ve hayatın gerçek anlamını keşfetmesiyle ilgilidir. Ancak birçok insan, korkuları, toplumsal baskılar ya da konfor alanını terk edememesi nedeniyle bu menkıbeyi gerçekleştiremez. Toplumsal baskılar, çoğu zaman olmamız gereken kişiyi yansıtmamıza engel olur. Oysa sürekli toplumsal düşünmek yerine bireysel düşünmek, insanın kalbi için çok daha sağlıklıdır. Simyacı bana, insanın yüreğinin sesini dinlemesinin ne kadar kıymetli olduğunu gösterdi. Peki, siz en son ne zaman yüreğinizin sesini en yüksek seviyede duydunuz? Çünkü yüreğimiz, bizi biz yapan en önemli şeydir. Bu kitap, uzun süredir unuttuğum o sesi bana yeniden hatırlattı. Fark ettim ki, uzun zamandır okumuyor oluşum da aslında dünyaya daha çok toplumsal bir bakış açısıyla baktığımın bir göstergesiydi. Oysa insan, gerçekten kalpten inanırsa doğayla bütünleşebilir. Simyacı bize bunu anlatıyor. Bu noktada, Yunus Emre’nin şu sözleri aklıma geliyor: “Bütün âlem kendindedir, sen kendini bilmiyorsun.” Öyleyse, önce kendimizi tanımalı ve ne istediğimize dikkat etmeliyiz. Hayat sandığımızdan çok daha kısa ve yolculuğumuz her an sonlanabilir. Simyacı bana çok şey kattı ve bu yönüyle gerçekten özel bir kitap. Zaten çoğu insanın yakından tanıdığı bir eser ama belki de asıl önemli olan, herkesin bu kitaptan farklı bir anlam çıkarabilmesidir. Hayatın anlamı derin değil, aslında bizler deriniz. Yalnızca biraz daha saydam olmalı ve gönül gözümüzü açmalıyız. Benim kitap incelemelerimi bilenler, spoiler vermediğimi ve kitapların bana hissettirdiklerini anlatmayı tercih ettiğimi bilirler. Amacım
1000Kitap
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,9bin okunma
Başladı benim en güzel mesaim… :)
9/10
·282 syf.··
2025 2. kitabı
Ya farklı hayatlarım varsa ve orada daha mutluysam? Sana neler yazılabilir, ne incelemeler feda olur sana, Gece Yarısı Kütüphanesi! Bir kitap ancak bu kadar güzel bir şekilde derin konuları anlatabilir. Kitabı okuduğuma o kadar memnun oldum ki “Nasıl olur da bu kadar zaman karşılaşmamışım?” diye kendime soruyorum. Öncelikle şunu belirtmek isterim: Hayatta konulara nereden girilir, nereden çıkılır, bunu bir türlü öğrenemedim. Ancak bildiğim bir şey varsa, o da hayatım boyunca iki yol arasında kaldığımda hep diğer yolu seçsem ne olurdu diye düşündüğümden önüme bakmayı başaramadığımdır. İşte bu kitap, bana önüme bakmayı öğretti. Geçmişte verilen her karar, inanın bana, en doğru karardır. Bu karar bazen bizi üzer, bazen mutlu eder; ancak her zaman en doğrusudur. İşte bu kitap, tam anlamıyla bu gerçeği doğrular nitelikteydi. Nora Seed’in yaşama tutunma öyküsü beni derinden etkiledi. Bu yazıda kitapla ilgili hiçbir spoiler bulamazsınız; çünkü bu, kendime yazdığım bir hatıradır. Ve şimdiye kadar kendime bıraktığım en güzel hatıralardan biri oldu. Başta kendime sorduğum soruya şimdi kendim cevap vermek istiyorum: Farklı hayatlarımda bu hayatımda olduğum kadar mutlu olmayacaktım. Sadece o hikayeyi yaşayan bir başkasının yerine geçmiş olacaktım. Verdiğim her kararın arkasında saygıyla ve sevgiyle duruyorum. Attığım her adıma çiçekler döküyorum. Bu kitap, baştan sona herkesin okuması gereken bir eser, sevgili 1000Kitap ailesi. Kendinizi bu güzel kitaptan asla mahrum bırakmayın. Hayata daha bilinçli bir şekilde ve kendinizle gurur duyarak devam edeceksiniz. Ne için üzülüyorsanız bir süreliğine erteleyin ve kendinizi sevmeyi öğrenin. Her şeyin en güzelini hak ediyor bedenlerimiz. Kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap. Kendinize iyi bakın, iyi okumalar dilerim! Matt Haig
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,6bin okunma
Başladı bizim mesai...
Puan vermedi
Hayatta ne istediğinizi bilmediğiniz zamanlarınız oldu mu? Hani, “Ben ne istiyorum?” diye kendinize bile sormadığınız anlar… İşte, bu karakter tam olarak bunu veriyor. Hayatta bir amaç arayışı olmaksızın, uçsuz bucaksız bir şekilde dolanan bir karakterin yaşadıkları, hayata kattıkları ve katamadıkları olaylarla sürüklenişini anlatıyor. Bu kitabın bana kattığı en önemli şeyle başlamak isterim: doğaçlama yaşamak. Doğaçlama yaşamak, kimi zaman güzel bir şey gibi görünse de insana her zaman huzursuzluk ve sıkıntı getiriyor. Etrafı tarafından anlaşılamayan, iç dünyasında yalnız kalan bir karakterin yaşadıkları da bu huzursuzluğu artırıyor. Gelelim kitap hakkındaki düşüncelerime… Kitap, bana göre ne yazık ki sıkıcıydı ve devamında ne olacağını merak ettiren bir tarafı yoktu. Bir kitapta çarpıcılığın çok önemli bir unsur olduğunu düşünüyorum ve bu kitapta bu biraz eksik kalmış gibi hissettim. Ancak, kitapları yarım bırakma huyum olmadığı için, istemeye istemeye de olsa okumaya devam ettim. Sonrasında fark ettim ki aslında kitap, insanın iç dünyasını çok iyi yansıtan bir eser. Ana karakterin yaşadığı “bir türlü doğru insanı bulamama”, “kendini sevmeyi başaramama” ve “hayatta sürekli kendine yüklenme” gibi duygular bize, kendi içsel sorgulamalarımızı hatırlatıyor. Bu anlamda kitap, ana karakterin ağzından bize önemli bir mesaj veriyor. Belki de yazar, kitabın sonunda hiçbir şey anlatmak istememiştir. Çünkü her insan, kendi içinde bambaşka hayatlar yaşar ve herkes, anlamak istediğini anlar. Belki de yazar, bu mesajı vermek istemiştir, kim bilir… Hayat gerçekten bir muamma. Emre Demir’in bir şiirindeki muhteşem finalle bu yazımı sonlandırmak istiyorum: “Bir muammanın bir insana yaptığını hiçbir şey, Veya hiç kimse yapamaz. Bu yüzden Mithra, rüzgârsız bırakma yelkenlerimi. Ya
1000Kitap
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,3bin okunma