Spoiler içermemektedir! Öncelikle kitabın karakterlerine değinmek istiyorum ki kitabı henüz okumamış kişiler için de bir kolaylık sağlasın:
Besim, Samim ve Mefaret kardeşlerdir ve Mefaret’in 18 yaşını geçmiş bir kızı (Besim) ve ortaokulda okuyan bir oğlu (Aydın) vardır. Bir de bu ailenin hizmetçisi Hasibe bulunmaktadır. Diğer tarafta Meral ve Ferhat kardeştirler, Necile (anneleri), Nail Bey (babaları), Renginaz (hizmetçileri) ve bir de Feriha karakterimiz vardır. Feriha, Meral’in ortaokuldan tanıştığı ve Paris’e, kendinden büyük bir adama metres olarak kaçan bir kadındır. Karakterler hakkında bunları bilmeniz kitabın başında anlam kargaşası yaşamanızı engelleyecektir.
Bilmeniz gereken bir de Samim karakterinin kafasında tasarladığı Simeranya isimli ütopik bir yer vardır ki İstanbul’un kasvetli havası onu bunalttıkça kendisini oraya atar. Oradaki herkes maddeciliği aşmış, manevi anlamda bir ideale ulaşmıştır. Simeranya, yazıldığı yılların 150 yıl sonrasında -yani 2100 yılına denk gelmekte- insanların din, dil, ırk, aşk, bilgi, ahlak konularında zirveye ulaştığı bir yerdir. Romanda bazı pasajları okudukça Simeranya hakkında bilginiz artacaktır.
Kitabın incelemesine gelecek olursak öncelikli olarak fiziki özelliklerini inceleyelim: yaklaşık 400 sayfalık, puntosu nispeten küçük diyebileceğim bir kitap. İçerisinde sıklıkla günümüzde kullanılmayan sözcükler kullanılmış olsa da bunlar kendisini sürekli tekrar ettiğinden ve anlamları yazdığından asla bir sıkıntı oluşturmuyor. Kitap üç bölümden oluşmakta, ilk bölümde kafanızda bir konu şekillenmeye başlıyorken yazar sonraki bölümlerde bir anda olayların seyrini değiştiriyor. Romanda çoğunlukla üçüncü tekil kişili anlatım kullanılmış yer yer birinci tekil kişi bakış açısıyla yazılmıştır.
Roman, modern toplum
Gözlerinde beliren acıyı fark ettim. Dudaklarını sımsıkı kapattı. Yine de sözlerimi geri almak istemiyordum çünkü sonunda, sonunda söylediğim bir şeyi dinliyordu.