Bütün çoklar geride.
Önünde teklik var.
Önce kendi tekliğin.
Yalnız ölmeden önce, yalnızca secdeye kapanmalısın.
Başkasıyla birlikte secdeye kapansan da her secde yine de biriciktir.
An olur, insan birden kendine gelir. Uykudan uyanır gibi.
İçine sıkıştığı dünyanın küçüklüğünden sıyrılır.
Kâinatın sınırsızlığına ulaşır.
Kâinatta da kalmaz.
Ebedî hayata gözünü diker.
Çevresinde bir şeylerin olup bittiğini, bunların başıboş olmadığını, her şeyin bir maksatla var edildiğini idrak eder.
İçine gömüldüğü otizmden kurtulur. Kâinatın bir özeti olduğunu fark eder.
Duyguları, zihni, kabiliyetleri tomurcuk
gibi açılıp dal budak salar.
Önce, gözlerinizi kısa bir süre için kapayın. Her yer karanlık oldu değil mi? Dışarısı aydınlık ama bizim algıladığımız, içinde yaşadığımız kendi dünyamız karardı. Gözlerinizi şimdi tekrar açmanızı istiyorum. Ne oldu? Kendinizi ışığın kollarına bıraktınız. Karanlıktan aydınlığa kolayca, basitçe, yumuşakça, zahmetsizce, göz açıp kapayıncaya kadar kısa bir süre içinde geçtiniz. Bu bir örnekti. Acı içinde yaşamaktan, elemden, kederden, sıkıntıdan kurtulmak neden bu kadar kolay olmasın?"