Yaşadığınız evrene küsmüş,üstelik bir de yalnız kalmışsanız,sevdiğiniz kentin yabancılığı ilk yağmurlarla kendini gösterecektir. Övgüler düzdüğünüz bir kent yoktur artık. Islak kaldırımlar ayaklarınız altındadır. Kaçmak,kurtulmak istersiniz. Kimden,neden,bilmeden; sokaklar,kıyılar,köprüler boyu dolaşırsınız. Gökten yağan yağmurlar değildir. Sıkıntılarda boğulur,belki bir ıssız köşede ağlarsınız. Yine de içinizde aylaklığın bir yeri varsa,sevmeden edemezsiniz bu pis yağmurları. En çekilmez yağışın ardında bir ebemkuşağı arayacaktır gözleriz. Ne kadar sıkıntılı olursanız olun,bir pembe,bir sarı,bir yeşil ışıklı çizgi çıktı mı gökte,korkmayın. Bir titreme belirecektir dudaklarınızda. Mutluluğunuz budur sizin.
Şu gerçeği itiraf etmeliyiz ki bizler çoğunlukla en uzak bir yerde bulunan bir ailenin özel hayatını bildiğimiz halde oturduğumuz yerin bir saat ötesini bilmeyiz.