Sis ve Gece, polisiye alanında yazılmış alanını hakkıyla yansıtan başarılı bir roman.
Akıcı, merak uyandırıcı ve okudukça hayret edilesi bir kitap. Söylediğim bu özellikler zaten Ahmet Ümit'in kaleminde bulunan ve her kitabında okuyucusuyla buluşan güzellikler. "Yiğidi öldür ama hakkını yeme demişler." Biz de yemeyelim dedik.
Ancak üç mesele var ki bunları zikretmeden ve eleştirmeden geçemeyeceğim. Kitabı okurken yaptığım alıntılarda da değinmiştim, polisiyeyi bu kadar ustaca yazan, kalemi bu denli etkili olan bir yazarın, ahlaki değerlerden yoksun olması çok üzücü.
Bakın her yazar müslüman olmalı, İslami değerler üzerinden hikayelerini yazmalı demiyorum. Ama en azından topluma mâl olmuş ve ün salmış yazarların ahlaki değerlere sahip olması gerektiğini düşünüyorum ve savunuyorum.
Çünkü polisiye romanlarının muhatabı, sadece yetişkin insanlar değil. Bu muhatapların arasında doğruyu ve yanlışı henüz ayırt edemeyecek veya fark edemeyecek kadar yaşı küçük olan gençler de var. Gelişim çağında olan bu gençlerin bu denli ahlaksız yazılara ve fikirlere maruz kalması, gelecek neslin zihnini kirletmeye devam ediyor.
Gelelim kitapta olmaması gereken üç meseleye;
1) Kitabın 102. Sayfasında şöyle bir cümle geçiyor; "Sanki iki kadınla birlikte yaşamak benim için normal bir şeydi." Bunu söyleyen kişi romanın ana karakteri olan sedat bey. İki kadından biri eşi Melike hanım diğeri ise eşini aldattığı Mine hanım. Zaten olaylar Mine hanımın esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmasıyla ve sedat beyin onu bulmaya çalışmasıyla çığırından çıkıyor ve polisiye macerası başlıyor. Bu arada Mine hanım da sadece sedat beyle yetinmiyor onun da ikinci bir erkeği Fahri bey var. Mine hanım da iki erkeği aynı anda idare etmeye çalışıyor.
Şimdi soruyorum size evli olan bir insanın hele ki