Yakup Coşkunoğlu

Ruslar’dan kalan silah ve mühimmatı ele geçiren Ermeniler’e karşı savunmasız durumda kalan Azerbaycan Türkleri, Osmanlı Devleti’nden yardım istediler. Bu gelişme üzerine Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın emriyle Kafkas İslâm Ordusu teşkil edildi. 5 Nisan 1918’de çıkarılan nizamnâmeye göre ordunun kurulma amacı Kafkaslılar’dan teşkil edilecek ordunun esasını oluşturmak, bunun için Kafkaslı askerlere eğitim vermek, Kafkasya’da İslâm’ın yüksek menfaatlerini, Hilafet’in hukukunu muhafaza etmek, Osmanlı Devleti’nin bölgeyle askerî ve siyasî bağını kurmaktı. Ordu zamanla bütün Rusya’daki Müslümanları da içine alacak şekilde büyütülecekti.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İngilizler açlıktan at ve katırları keserek yediler. At eti yemeyen Hintliler açlıktan bir deri bir kemik kaldılar. Bu sırada İngiliz ordusunda görev yapan Hintli askerlerden Müslüman olanların bir kısmı birliklerimize iltica ettiler. General Townshend, Halil Paşa’ya rüşvet vererek kurtulmaya çalıştı, ancak reddedildi. Açlıktan bitap düşen İngiliz ordusu sonunda teslim oldu. 29 Nisan 1916’da Halil Paşa komutasındaki Türk birlikleri muzaffer olarak Kûtulamâre’ye girdiler. Esir alınanlar 6 general, 476 subay ve 13.309 askerdi. İngiliz ordusu tarihinde 1781’deki Yorktown kuşatması sırasında Amerikan-Fransız kuvvetlerine karşı aldığı mağlubiyetten daha büyüğünü Kûtulamâre’de almış, 14 bine yakın esir vermişti. Nitekim Janet Wallach, Çöl Kraliçesi isimli eserinde “Kût’un düşüşü Britanya tarihindeki en korkunç yenilgilerden biriydi” şeklinde yorumlar.
Londra Barış Görüşmeleri’nde Ege Adaları meselesi hararetli tartışmalara konu oldu. 30 Mayıs 1913’te imzalanan Londra Antlaşması’nda adalar meselesi dönemin emperyalist devletlerine havale edildi. Bu devletler de 14 Şubat 1914’te Osmanlı Devleti’ne bir nota vererek, Bozcaada, Gökçeada ve Meis’i Türkiye’ye bırakırken, İtalyan işgalindeki adalar haricindekileri Yunanistan’a verdiklerini ilan ettiler. Osmanlı yönetimi, 15 Şubat 1914’te verdiği karşı notada “Osmanlı Devleti’nin Gökçeada, Bozcaada ve Meis’in iadesini senet kabul ettiğini ve diğer adalar üzerindeki haklı taleplerini sürdüreceğini” bildirdi. Yunanistan’la görüşmeler sürerken I. Dünya Savaşı başladığı için adalarla ilgili bir ilerleme kaydedilemedi.
Emperyalist devletlerin kışkırtması sonucu Ermeniler, terörle devlet kurmaya kalkıp, Anadolu’yu yakıp, yıktılar. Osmanlı ordusunun lojistik sistemini zaafa uğrattılar. Osmanlı yönetimi, fiili isyan karşısında başka çaresi kalmayınca 27 Mayıs 1915’te Talât Paşa’nın tutturduğu ve Murat Bardakçı tarafından yayınlanan kayıtlara göre 924.158 Ermeni’yi kademeli olarak Suriye’ye sevk ve iskâna tâbi tuttu. Sevk işlemi yaklaşık 10 ay sürdü.
Ermeniler, senelerdir dünyanın dört bir tarafında kendi lehlerine karar aldırmalarına rağmen bir arpa boyu kadar bile yol alamadılar. Kendi tezlerini Türkler’e ve Türkiye’ye kabul ettiremedikten sonra bir netice alamayacaklarını anladılar. Bu yüzden şimdi yoğun bir şekilde Türkiye içinde yandaş bulmaya ve propagandalarını yaptırmaya çalışıyorlar. Türkiye’de son yıllarda Ermeni tezini savunan kitaplar, makaleler yayınlandı. Kongreler yapıldı. Şimdi de imza kampanyası açıldı. Şimdi “Büyük Felaket, katliam” diyorlar, yarın “soykırım” diyecekler. Ardından tazminat taleplerinin haklı olduğunu dillendireceklerdir. Bütün bu propagandanın amacı bize katil damgasını vurmak. Atalarımızın Ermeni soykırımı yaptığını iddia etmek, siz katilsiniz demektir. Şimdi bize “Biz katiliz. Ermenileri yok ettik” dedirtmeye çalışıyorlar. Ancak Türkiye için Ermeni meselesi 1915’te bitmiştir. İhanette sınır tanımayan aydın müsveddeleri Ermeni tezlerini Türkiye’de yaymak için ellerinden geleni arkalarına koymuyorlar. Yavaş yavaş Türk milletine Ermeni tezlerini benimsetmeye çalışıyorlar. Farkında olmadıkları durum, tarihin en büyük üç imparatorluğundan biri olan Osmanlı İmparatorluğu’nu kuran Türk milletinin asılsız iddialara boyun eğmeyeceğidir.