Yakup Coşkunoğlu

Yakup Coşkunoğlu
@YakupTimur
II. Abdülhamid, Amerikan Elçisi Terel’e 1897’deki bir görüşme sırasında Ermeniler’le ilgili şunları söylemişti: “Anadolu’nun fethi sırasında Moğollar’la İranlılar’ın saldırılarına maruz kalan Ermeniler toplu halde Osmanlı ülkesine hicret ederek Osmanlı sultanlarının himayelerine girdiler. Ermeniler, Osmanlı sultanlarınca şefkatle karşılandı ve kendilerine gerekli müsamaha gösterildi. Can ve mallarının muhafazası hususunda her şey yapıldı. Osmanlı sultanlarının sefere çıktıkları ve fetihle meşgul oldukları zamanlarda ticaret işleri Hristiyanlar’a özellikle de Ermeniler’e kaldı. Müslümanlar, Allah’ı tek yaratıcı olarak tanıyan her türlü dinin mensubuna ilişmedikleri için Hristiyanlar’ın dinlerine de karışılmadı. İşte bu suretle Ermeniler mal, mülk ve servet biriktirme imkânı buldular. 400 seneden beri de Osmanlı idaresinden memnun bir şekilde yaşamışlardır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
I. Dünya Savaşı’ndan üç yıl önce Balkan Savaşı’nda yeni bağımsız olmuş, küçük Balkan devletleri karşısında büyük bir mağlubiyet almıştık. Subay ve askerlerimiz Çanakkale Savaşı’nda şehadet şerbetini içerek Balkan mağlubiyetinin utancını sildiler. Nitekim 1915 Temmuz’unda Çanakkale Cephesi’ne giden yazar, şair, ressam ve bestekârlardan oluşan heyet-i edebiye ilginç anlara şahit olmuşlardı. Heyet mensupları, Çanakkale Cephesi’nde Türk askerinin kahramanlığına ve cesaretine şahit olmuşlardı. Konuştukları birçok asker Balkan Savaşı’nın utancını silmek ve vatanı kurtarmak için kendisini hiç çekinmeden öne atmıştı. Bir hücum sırasında yaralanan kahraman bir Mehmedciğimiz yarasının sarılmasını “Ko aksın Balkan Muharebesi’nin karasını ancak bu kan siler” diyerek reddetmiş ve savaşmaya devam ederek biraz sonra şehid olmuştu. Heyettekiler kendi aralarında sık sık Balkan hezimetinden sonra bu mücadele ruhunun nasıl meydana geldiğini tartışmışlardır.
Rauf Orbay hatıralarında gemilere el konulmasını şöyle anlatır: “Geminin son taksiti olan 700 bin lira da ödenmişti. İşleri bir an evvel bitirmek için “tecrübelerin bir kısmından da vazgeçerek” fabrika ile 2 Ağustos 1914 günü geminin bize teslimi konusunda mutabık kalmıştık. Fakat parayı verişimizin ertesi günü için kararlaştırılan sancağımızı çekme töreni zamanından yarım saat evvel İngilizler, “Sultan Osman-ı Evvel’e el koydular”.
Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere savaşa girmeden 1 Ağustos 1914’te Sultan Osman zırhlısını alabilmek için borcu olan 649.647 sterlini ödedi. Osmanlı yönetimi parayı yatırınca gemi şirketinin yöneticisi “Anlaşılan odur ki bu ödeme, Osmanlı İmparatorluğu’nun donanması, savaş gemisi Sultan Osman-ı Evvel’e Osmanlı bayrağının çekilmesi ile ilgilidir” demişti. İngilizler para yatmadan önce gemilere el koymayı kararlaştırmışlardı. Şirket yöneticilerinin de durumdan haberi vardı. 31 Temmuz 1914 günü şirket yöneticilerine şöyle bir yazı gelmişti: “Majestelerinin Hukuk Dairesi ile yapılan görüşmeler sonucunda hükümetin, bugünkü şartlar içinde, inşa etmekte olduğunuz gemileri bir yabancı devlete teslim etmenize izin vermenin mümkün olamayacağına bilgi edinmenizi rica ederiz”.
Şerif Hüseyin, İngiltere’ye güvenip, 1916 ortalarında isyan etti. Büyük bir Arap Krallığı’nın başına geçeceğinin hayali ile çöllerde Türk askerinin kanını döktü. Ancak İngiltere ona vereceğini taahhüt ettiği toprakları çoktan Fransa ile paylaşmıştı.