Balkan Savaşı’nda Osmanlı ordularının arka arkaya mağlup olmasında ordunun içine siyasetin girmesinin ve bu yüzden komutanlar arasında yaşanan siyasî çatışma ve anlaşmazlıkların büyük rolü vardı. Komutanlar arasında siyasî çekişmelerden dolayı bir birlik yoktu ve taraflar birbirlerinin başarısını istemiyorlardı. Kıskançlık ve çekememezlik gibi şahsî zaaflar da bu duruma eklenince birlik ve disiplin ortadan kalktı. Orduda birlik ve beraberlik ruhu sarsılınca kısa sürede büyük mağlubiyetler alındı.
Temmuz 1912’ye gelindiğinde ordu içindeki çekişmelerden ve olumsuz havadan dolayı, ordunun başına geçecek Genelkurmay başkanı bulunamamıştı. Mahmud Şevket Paşa Genelkurmay Başkanlığı’nı kabul etmemişti.
Cephelerdeki mağlubiyetlerle birlikte Üsküp, Kosova, Priştine, Selanik, birer birer düşmüştü. Ahmed Muhtar Paşa hükümeti, bu başarısızlıklar üzerine 29 Ekim 1912’de istifa etti. Yeni hükümeti Kâmil Paşa kurdu, ancak ateşkes görüşmelerinden bir netice alınamadı. Balkan Savaşı’nın kötü gidişatını ve Edirne’nin düşecek bir konuma gelmesini İttihadçılar şiddetle eleştiriyorlar, bu durumu propaganda aracı olarak kullanıyorlardı. İttihadçılar, 23 Ocak 1913’te Bâbıâli baskınıyla Kâmil Paşa’yı istifa ettirip, sadrazamlığa Mahmud Şevket Paşa’yı getirdiler.
Hükümetin padişah tarafından onaylanmasından sonra akşam saatlerinde Mahmud Şevket Paşa otomobille Bâbıâli’ye geldi. Orada toplanmış halk “Mahmud Şevket Paşa, Edirne’mizi kurtar” diye feryat ediyordu. Sadrazam halka hitaben kısa bir konuşma yaptı ve dağılmalarını söyledi. Kalabalık da yavaş yavaş dağıldı. Savaşa devam edildi, ancak uzun süreden beri kahramanca müdafaa edilen Edirne, Yanya ve İşkodra düştü. Bulgar orduları Çatalca’ya kadar ilerledikten sonra burada zorlukla durdurulabildi.