Yakup Coşkunoğlu

Serasker Hüseyin Avni Paşa, herkes tarafından Abdülaziz’in ölümünün başlıca sorumlusu kabul ediliyordu. Sultan Abdülaziz’in şüpheli ölümü hakkında İstanbul sokaklarında binlerce fısıltı dolaşıyor ve bütün bunlar kamuoyunun vicdanını yaralıyordu. Bu ortamda Çerkes Hasan Vak’ası meydana geldi. Kolağası Çerkes Hasan Bey, Abdülaziz’in üçüncü eşinin kardeşi olup padişahın ve kızkardeşinin başına gelenleri bir türlü hazmedememişti. 16 Haziran 1876’da silahlarını alıp, Meclis-i Vükelâ toplantısını basarak, Hüseyin Avni Paşa’yı öldürdü. Yaralı yakalanan Çerkes Hasan, Bayezid Meydanı’nda bir dut ağacına asılarak idam edildi.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Osmanlı İmparatorluğu’nun plansız ve programsız bir şekilde aldığı ve harcadığı dış borçlar, devletin siyasi ve ekonomik gelişmesine darbe vurduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruluş yıllarında ekonomik açıdan sıkıntıya soktu. Osmanlı İmparatorluğu’nun borçlarının yüzde 67’si Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerine kalmıştı. Bu borcu ilk borç alışımızdan 130 yıl sonra 1984’te bitirilebildik.
1908’e kadar Osmanlı Bankası’nın dışında fazla borçlanılmadı. 1908’den sonraki yıllarda ise borçlanma temposu hızlandı. I. Dünya Savaşı başladığında Osmanlı İmparatorluğu’nun ödediği borç miktarı, gelirlerinin yüzde 30’una çıkmıştı. Zaten bütçesi yılda 5 milyon lira açık verdiği için eğer savaş çıkmasaydı, Osmanlı İmparatorluğu tekrar bir ödeme problemiyle karşılaşacaktı. I. Dünya Savaşı yıllarında Almanya’dan alınan borçlarla, Osmanlı İmparatorluğu’nun dış borçları iyice kabardı.
İmparatorluk, bu borç yükünü daha fazla taşıyamadı ve sonunda ilk borç alışından 21 yıl sonra, 1875’te resmî bir bildiri yayınlayarak 5 yıl süre ile borç taksitlerinin sadece yarısını ödeyebileceğini ilan etti. Bu aynı zamanda devletin iflasının da ilanıydı. Bu karar Avrupa’da, şiddetli protestolarla karşılandı. Ancak Osmanlı hükümeti vaat ettiği yarım ödemeleri de yapamadı ve 1876 Nisan’ında borçların ödenmesini tamamen durdurdu. Bu hadisenin akabinde çıkan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda ise Avrupa kamuoyu, borçlarını ödeyemediği için Osmanlı’ya karşı bir tavır alarak, Rusya karşısında yalnız bıraktı. Savaşın ardından toplanan Berlin Kongresi’nde, Osmanlı maliyesinin kontrolü için milletlerarası bir kurul teşkil edilmesi yönünde tavsiye kararı alındı.
1860’ta yeniden borç alma ihtiyacı doğmuştu. Ancak daha önce kolayca borç veren Avrupalılar bu defa birçok şart ileri sürdüler. Osmanlı İmparatorluğu’ndan istenilenler şunlardı: Yabancılar devlet emlakını satın alma veya kiralama hakkına sahip olacaklar, devlet emlakı rehin gösterilmek suretiyle tahvil çıkarılacak, vakıf sistemi kaldırılacak, Osmanlı maliyesi uluslararası bir komisyonun denetimine girecek, devletin sahip olduğu orman, maden ve araziler özelleştirilerek bir komisyon tarafından işletilecekti.