Yakup Coşkunoğlu

Bu karardan sonra Sancak-ı Şerif, Sultanahmet Camii’ne getirilip minbere yerleştirildi ve İstanbul’un dört bir tarafına gönderilen tellallar, padişahı seven herkesin Sultanahmet Meydanı’nda, Sancak-ı Şerif’in altında toplanmasını duyurdular. Saray cephaneliğinden çıkartılan silahlar, padişahın yardımına koşan ahaliye dağıtıldı. Bütün hazırlıklar bittikten sonra askerler ile ahali, gülbanklar ve tekbirlerle yeniçeri kışlalarına doğru harekete geçti. Etrafları kuşatılan yeniçeriler son kez yapılan teslim ol çağrısını kabul etmeyince yeniçeri kışlası topa tutuldu. Et Meydanı’nın kapıları kırıldı ve beş saat süren şiddetli bir mücadelenin sonunda 10 bine yakın yeniçeri öldürüldü. Sağ olarak ele geçirilenler, kısa bir sorgunun ardından idam edildiler.
Reklam
İstediklerini yaptırmaya alışık olan yeniçeriler 15 Haziran 1826 Perşembe gecesi isyan ettiler. Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte Et Meydanı’nda toplandılar ve burada meşhur kazanlarını son defa kaldırdılar. Sayıları 2 bini bulan yeniçeriler Bâbıâli’ye geldiler ve Sadrazam Mehmed Selim Paşa ile Baruthaneler Nazırı Necib Efendi’nin konaklarını yağmaladılar. İstanbul’da bunlar yaşanırken, II. Mahmud Beşiktaş Sarayı’ndaydı. Sadrazam, yeniçerilerin isyan ettikleri ve ileri gelen devlet adamlarının evlerini yağmalamaya başladıklarını vakit kaybetmeden padişaha bildirdi. Gelişmelerden haberdar olan II. Mahmud hemen saltanat kayığına binerek doğruca Topkapı Sarayı’na geldi. Sarayda devlet adamları ile yapılan toplantıda yeniçerilere taviz verilmemesi gerektiği yönünde karara varıldı.
II. Mahmud, yeniçeri ayaklanmaları yüzünden, önce amcasının oğlu III. Selim’in tahttan indirilmesine, sonra da sadrazamı Alemdar Mustafa Paşa’nın öldürülmesine şahit oldu. Bu durum padişahı, düzensizlik ortamında kendilerine kârlı bir düzen kuran yeniçerilere karşı ihtiyatlı ve sabırlı hareket etmeye zorladı. Eşkinci adıyla talimli asker yetiştirmek için harekete geçtiği zaman, yine engel olmaya çalışacaklarını bildiği yeniçerileri iknaya çalıştı. Ocağın sözü geçen şahsiyetlerine para ve rütbeler vaat etti. Başlangıçta yeniçeriler bu defa da modern tarzda asker yetiştirilmesine ses çıkartmadılar. Ancak kısa süre sonra yine homurdanmaya başladılar.
Yunanistan bağımsız olmuştu, ancak kuruluşunun üzerinden üç yıl geçmesine rağmen ülkeyi yönetecek bir kral bulunamamıştı. Yunanistan’ın bağımsızlığını sağlayan Rusya, İngiltere ve Fransa Yunanistan’ı yönetecek kralı da tespit ettiler ve dışarıdan ithal ettikleri bir kralı, Bavyera Prensi’ni I. Otto adı ile Yunanistan tahtına oturttular. Rum isyanı ve ardından Yunanistan’ın kurulması Şark Meselesi’nde ve Balkan tarihinde yeni bir dönemin işaretçisiydi. Bu isyan, diğer Balkan halklarına bağımsız devletler kurmaları yönünde bir örnek teşkil etti. Balkan Savaşı’na kadar uzanan isyan ve dış müdahalenin bulunduğu bir dönemin başlamasına sebep oldu.
Özerk Yunan Devleti’nin, Rusya’nın baskısı ile kurulması ve onun tesirine girmesi tehlikesi üzerine İngiltere, Fransa’yı da yanına alarak, tamamen bağımsız Yunanistan için harekete geçti. Londra’da üç devlet arasında yapılan görüşmelerde, 22 Mart protokolünde çizilmiş sınırlar küçültülerek, bağımsız Yunanistan’ın kurulmasına karar verildi. İngiltere kendi çıkarları açısından küçük bir Yunanistan’ı tercih ediyordu. Londra’da 3 Şubat 1830’da imzalanan bu protokol kararlarını Osmanlı İmparatorluğu, 24 Nisan 1830’da tanıdı. Böylece Osmanlı toprakları üzerinde ilk bağımsız Hristiyan devleti kurulmuştu. Yunanistan bağımsız olmuştu, ancak kuruluşunun üzerinden üç yıl geçmesine rağmen ülkeyi yönetecek bir hükümet kurulamamıştı.
Reklam