Yakup Coşkunoğlu

Alison Phillips, “War of Greek Independence” isimli eserinde Tripoliçe katliamını şöyle anlatır: “Perişan Türk halkı, üç gün süreyle vahşi haydutların hırs ve zulmüne maruz bırakıldılar. Yaşına ve cinsiyetine bakılmadan hepsi katledildi. Öldürülmeden önce kadın ve çocuklara işkence yapılmıştı. Katliam o kadar mahşeriydi ki, çete lideri Kolokotronis’in kendi anlatımına göre, kasabaya girdiğinde, hisar kapısından itibaren atının nalları toprağa değmedi. Onun zafer yolu, halı gibi insan cesetleriyle kaplanmıştı. İki günün sonunda, sağ kalabilen fevkaldeki 2 bin kadar her yaş ve cinsiyetten Müslüman, bilhassa kadın ve çocuklar merhametsizce toplanıp, yakındaki bir dağdan uçuruma yuvarlandı ve orada sığır gibi parçalandılar.”
Reklam
Mezardaki Kemikleri Bile Yok Ettiler İsyan üzerine köy ve kasabalardaki Türkler katledilmemek için kalelere sığınmışlardı. Mora Yarımadası’nın merkezi Tripoliçe’ye onbinlerce Türk gelmişti. Asiler burayı ele geçirmek için 1821 sonbaharında beş ay süreyle kuşattılar. 10 Ekim 1821’de bir ihanet sonucunda kale kapısının açılmasıyla Tripoliçe büyük bir katliama sahne oldu. Üç gün süren katliamda binlerce Türk öldürülmüştü. Kalenin direnişinin sembolü Kadı Halim Efendi ise üzerine yağ dökülerek acımasızca katledildi. Katliamda dirilerden sonra sıra ölülere gelmişti. Mezarlar açılarak kemikler çıkarılarak yakıldı.
Atina, Benefşe, Navarin gibi birçok kalede teslim olan Müslümanlar antlaşma şartlarına rağmen Anadolu’ya gönderilmeyerek katledildiler. Atina’da teslim olan halktan 400 kişi sokaklarda parçalanırken, Missolonghi’de 22 kişi haricinde herkes acımasızca öldürüldü. Şehirdeki Türkler’in çoğu öldürülürken, kadınlar zengin Rum ailelerin evlerinde köle olarak alıkonuldu. İmrahor’daki (Vraçhori) 500 aile işkence edilerek katledildi. Yunanlılar tarafından kâfir addedilen Yahudiler de Müslümanlar gibi öldürülmüşlerdi. Navarin’deki Türkler’in hemen hemen hepsi kadın, erkek ve çocuk demeden katledilmişti. Çocuklar denize atılarak boğulmuş, bebekler kayalara atılarak parçalanmıştı. Mizistre (Lakonya) Türkleri gibi, birçoğu da kaçarken yollarda katliama uğradılar. İsyanı yayıldıkça işgal edilen yeni bölgelerde de Türk katliamı tekrarlandı.
Yunanlılar’ın isyan ettiği Mora ve Attika yarımadaları ile Eğriboz Adası’nda çok sayıda Türk nüfus vardı. Rumlar isyan ettikleri yerlerde ilk olarak asırlardır beraber oldukları ve hâkim konumdayken kendilerine dokunmayan, ibadetlerine karışmayan Türk komşularını öldürerek işe başladılar. İsyanın başladığı yer olan Kalavrita’da öldürülen 200’den fazla Türk, katliamın başlangıcıydı. Şehirdeki Türkler, Yunanlılar’ın kendilerini sağ bırakacağı vaadine kanarak teslim olmuşlardı. Ancak katledildiler. Aynı katliam Kalamata’daki teslim olan Müslümanlar’ın da başına geldi. Petros Mavromihalis, eşkıyalarıyla birlikte dağdan inerek Türkler’i katletti. Katliam şehirdeki ırmağın kenarında 24 papazın yaptığı ayinle kutlandı. Kalamata felaketini, Balyabadra ve Livatya’daki bütün Müslümanlar’ın katli izledi.
Nizâm-ı Cedid, bir süre yavaş yavaş yol aldı. Ancak Nizâm-ı Cedid’in finansmanı için yeni vergilerin ihdas edilmesi, halkın yükünü ağırlaştırdı ve padişaha karşı olumsuz bir hava esmeye başladı. Kontrol altına alınamayan Vehhabi isyanı da sultanın otoritesini sarstı. Başta yeniçeriler olmak üzere eski sistemden nemalanan ve Nizâm-ı Cedid’in başarısını kendi sonları olarak gören çeşitli gruplar, halkın hoşnutsuzluğunu padişah aleyhtarı bir kampanyaya dönüştürdüler. Boğaz’ı korumakla görevli yamaklardan Kabakçı Mustafa’nın Nizâm-ı Cedid üniformalarını giymemek için başlattığı isyan, kısa sürede binlerce kişinin katılımıyla bir çığ hâline geldi. İstanbul’da bulunan Nizâm-ı Cedid askeriyle isyan bastırılabilirdi. Fakat padişah kan dökülmesini istemiyordu. Bu yüzden bir emir yayınlayarak, Nizâm-ı Cedid’i lağvettiğini bildirdi. Ancak tahttan inmekten kurtulamadı. Yeni padişah IV. Mustafa, bu aşamada, kendisini tahta çıkaran Nizâm-ı Cedid aleyhtarları ile aynı safta yer almak zorundaydı ve öyle de yaptı. III. Selim devrinin yenilik taraftarı kadrolarına karşı acımasız bir tasfiye hareketi başlatıldı.
Reklam