Yakup Coşkunoğlu

Yakup Coşkunoğlu
@YakupTimur
Bilâ-fâsıla akşama kadar yürüyüşe devam ediyoruz. Şam istikametine hareket eden kafileler ancak hareket esnasında kendilerini koruyarak yollarına devam ediyorlar. Efrat aç ve bilâ-ilâç yorgun ve susuz. Bilâ-fâsıla harekette yolda bir kuyuya tesadüf edilse bile arı kovanından çıkıp da çiçekten bal maddesi toplamak için çıkan arılar gibi Bedeviler her tarafta dolaşmakta. Eğer müfrezeye ansızın bir hücum yapıp da zayiat verdirmek emelindedirler. Belki de Hazreti Hasan ve Hüseyin’e su vermeyen Kerbela çölündeki düşman neslinden olan bu Bedeviler de ne vakit efradımız su için bir kuyu başına intikal etse derhal hücuma maruz kalıyor. Artık sudan vazgeçerek bilâ-fâsıla konak yerine yetişmeye gayret ediyoruz.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
17 Eylül 1918 - Cuma Kurban Bayramı’nın birinci günü yine cephede kutluyoruz. Her arkadaş yekdiğerini tebrik ve teselli ediyor. 1918 senesinin iki bayramını da cephede ve düşman ateşi altında bulunmaklık, kader ilcâatı¹ imiş. Aynı günde Şam’dan fırkaya getirilecek olan cebel bataryasını teslim almak ve benim idaremde bulunması için fırkadan emir aldım. Yanıma fazla eşya almadım. Karargâh Kumandanı Rahmi Beyle beraber hayvanla Amman’a kadar gidip oradan trenle Şam’a gideceğim. Arkadaşlara veda ederek Hilal Tepesi’nden ayrıldım ve patika yolunu takiben dört saat hayvanla yürüyüşten sonra Amman Köyüne geldim. Çok hastayım. Güneş çarpma hadisesi olmuş. Müthiş başım ağrıyor. Sıtma alametleri belirdi. Amman’a geldiğimizde tren bulamayıp bu geceyi hasta olarak orada cephane eratının bir çavuşun odasında geçirdim. Yanımda battaniyem olmadığından ariyet aldığım battaniye altında sabaha kadar bazen uyku ve bazen de ateş hararet ile geçirdim. Nasıl olsa bir gecelik rahatsızlık devresine tahammül kolaydır.
Bilhassa o vakit Mekke Şerifi bulunan Şerif Hüseyin, İngiliz Generali Allenby’nin verdiği paralara karşı generale hizmetçilikten bile kurtulamamıştı. Zira Peygamberin muhafızı olmak gibi büyük bir şeref sahibi olan Şerif, bu harpte madem Allenby’nin mantosunu tutmakla iftihar eden şahsiyetlerdendir. Oğlu Faysal da Türk Ordusu’nun ve bilhassa İslam askerinin vahşi bir katili olduğunu da ordunun ricati esnasında göstermişti. Heyhat! Nerede İslamiyet hadimleri? İngiliz paralarına tapan bu güruh İslam camiası altında yaşamakla Hazret-i Allah’ın emrini ifa ve Hazreti Peygamberin isrini takip etmek gayesine çalışmadıkları gibi İngiliz dostu ve İslamiyet düşmanı olduklarını Türk Ordusu’nun mahvına yardım etmeleriyle ispat ettiler. Ordunun ricati esnasında Şam’a kadar olan bütün şimendifer hatlarını tahrip ve kıtaatın önüne geçerek çapulculuk yapmak ve Türk askerini öldürmekle intikam aldılar. Ricatı, güçleştirmek, soymak ve öldürmek veya esir ederek düşmanın bile yapmayı insaniyet namına reva görmedikleri zulüm ve vahşetten çekinmediler. Onların nazarında Türk Ordusu düşman ve İngilizler Arap hâmisı idiler. Yazık ki İslamiyet perdesi altında dinsiz ve cahil olan bu kavmi senelerce Türk kendi sinesinde beslemiş ve uğurlarında canını fedadan çekinmemişti.
“Arap mıntıkasında kanını feda’dan çekinmeyen Türk Ordusu’na karşı istenilen bu vazife gerek İslamiyet ve gerek insaniyet namına büyük bir hizmet değildi. Maalesef insaniyet ve İslamiyet’le zerre kadar alakası olmayan ikiyüzlü aldatıcı bu Bedeviler zümresi, İngilizlerin paraları mukabilinde din ve insaniyetlerini satmış bulunuyorlardı.”
Arap ülkesinde iki senedir düşmanla harp ediliyor da ancak Arap rüesa ve aşiretleri bugün arz-ı tabiiyete geliyorlar. Yazık ki Türk kanı bu uğurda israf edilmiş bulundu. Binlerce Türk kanı Arap çöllerinde akıtılmış. Halbuki Arabistan mıntıkasında cephede bir arp askeri yok. Arap için canını feda eden binlerce Türk yavrusuna yardım ve muavenet edecek olan ve bu kere arz-ı biatlarını hakkıyla ahdlarına sadık kalacak bu Şam’da at oynatan güruhun ahdettikleri vazifede bulunacaklarına hiç de güvenmiyorum. Nitekim de öyle oldu. Her Arap simasında yalancı gülünç vaziyetler.