Türk demokratik hayatının en büyük zaafı, halkı ikinci veya üçüncü sınıf vatandaş kabul ederek, onu tehlikeli ve yok kabul etmesidir. Anayasa ve onun kurduğu birçok devlet organları halktan gelecek tehlikelere karşı korunmuştur!... Halk cahildir, kendi menfaatini takdirden acizdir, onun için, ona bakmadan, ona rağmen onun için ülkeyi idare etmeli ve ondan gelecek tehlikelere karşı da, devlet korunmalıdır. Hani, demokratik rejimde halk asıldı, son noktayı o koyar, son kararı o verirdi... Halka rağmen hiçbir siyasi iktidar varlığını sürdürememiştir. Cahildir, yoksuldur, yaşam koşulları ağırdır (Niye böyle olduklarını da hükümet edenlerden sormak lazım) ama şurası bir gerçektir ki, Türk halkı çok kuvvetli bir sağduyuya sahiptir. Bu sağduyu sayesinde, hep doğruyu bulduğunu, tarih bize gösterip, gözümüzün içine sokmuştur.
Kendi başlarına Maraş’ı ve Antep’i Fransızlara karşı savunup def edenlerle, Çanakkale’de bir dakika sonra öleceğini bilerek süngü hücuma kalkanlar da manda derisi yetişmediğinden Afyon sırtlarındaki Yunan mevzilerinde çıplak ayakla tel örgüleri çiğneyip geçenler de cahildi, yoksuldu... O zaman, onların destanlaşan bu mücadeleleriyle senin övünme hakkın yok...