Türklerin İslam dinini kabul etmesi, kendi tarihlerinin gidişatını değiştiren bir dönüm noktası olmuştur. Türk-İslam devlet anlayışı fikri, Selçuklulardan sonra Osmanlılarda da Türk toplumunda hâkim olmuştur. Bu hâkim fikir varlığını Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasına kadar sürdürmüştür.
Devletin bünyesi tam anlamıyla teokratik bir yapıdır, yani devletin düzenine ve idaresine hâkim olan esasların temelinde İslamî kaideler mevcuttur. Yavuz Sultan Selim’e kadar han, hakan, kağan, hünkâr, sultan, hükümdar, padişah unsurlarını kullanan devlet başkanları, Yavuz Selim’den itibaren “Halife” ünvanını da kullanmaya başladılar. Devlet başkanlarının iş başına getirilmesi Fatih Sultan Mehmet’e kadar seçim usulü ile, Fatih’ten sonra da padişahın en büyük erkek evladına intikal şeklinde yürütülmüştür.