Yıl M.Ö. 451, Eylül ayıdır. Yer Paris’in doğusunda Katalon Ovası’dır. Karşılaşan ordular Hun ve Roma ordularıdır. Hun ordusu müttefikleri dahil bir milyon asker, Roma ordusu müttefikleri ile birlikte sekiz yüz bin kişidir. Hunlar’ın başında politik ve askeri lider olarak Atilla, Romalıların başında ise Roma meclisinden siyasi yetkiler de almış olan başkomutan General Aetius bulunmaktadır. Her iki lider de sayısız savaşlar idare etmiş, kusursuz savaşçılardır. Atilla da, Aetius da o kadar çok savaşa katılmışlardır ki bunlardan aldıkları yaraların sayısını bile tam olarak bilmemektedirler. Savaş güneşin doğması ile başladı ve havanın kararmasıyla bitti. Akşam olduğunda savaş meydanında, (bir aydınlık süresi içerisinde) 600.000 ölü yatıyordu... İki taraf da yaralılarının sayısını tam olarak hiçbir zaman çıkaramadı. Tarihte ne dün ne de bugün; ne bir mevkide bu kadar insan toplanmış, ne de bir günde bu kadar ölü verilen savaş olmuştur. Ama şimdi anlatılmak istenen bu iki politik ve askeri liderin ordularına yüksek strateji ve manevralarla ne kadar yaman, ne kadar usta olduklarını göstermek değil. İnsanların ruhuna hakimiyetleridir.