Yakup Coşkunoğlu

Son zamanlarda Almanya ve Fransa’nın birlikte “Avrupa Ordusu” kuracaklarına ve böylece daha bağımsız olarak hareket edeceklerine dair haberler var. Bu mümkün mü ve dünyanın gidişatını etkileyebilir mi? Düşmanları kim? Amerika mı, yoksa Rusya mı? Bu iki ülke de 70 yaşına giren NATO’ya mensup. NATO’nun halen 32 üye ülkesi var ve yıllık bütçesi bir trilyon dolar. Bu paranın %67’sini Amerika karşılıyor. NATO’nun yeni bir kimlik aradığı doğru. Amerika’nın; Çin’in Avrupa’daki ticari ilişkilerine kısıtlama getirmesine veya Çin-Avrupa ortaklığına karşı çıkmasına misilleme ise boş bir fanteziden öteye gitmez. Nedeni ise şudur: Büyük kapışma Amerika ve Çin arasında olacağından; değil ordu kurmak, Amerika’nın tarafında yer almaya mecbur kalacaklardır. Fransa ve Almanya’nın okyanuslar üzerinde hiçbir hükmü olmadığı gibi, Almanya’nın nükleer silahı bile yoktur; savunması da Amerikan Ordusu tarafından sağlanmaktadır.
Reklam
Dünyanın büyük bir bölümü ekonomik olarak ya durgunluk ya da gerileme süreci yaşamaktadır. Kalkınmakta olan dünya toplumlarının büyük çoğunluğu, ekonomik olarak yerel tüketime yetecek düzeyde tarıma ve basit şekilde maden çıkarmaya dayalı olma özelliklerini sürdürmektedir. Modern tıbbın ortaya çıkışıyla birlikte, bu ülkeler ekonomik ve siyasi planlarını altüst eden bir nüfus patlaması yaşamaktadır. Bu toplumlar arasındaki savaş, yeniden en ilkel şekline bürünme istidadı gösterecektir. Etnik nedenlere dayalı sorunlar veya paylaşım sorunu, nüfus büyümesinin yol açtığı farklılaşma nedeniyle bir iç savaş için ortam hazırlayacaktır. Nüfus yoğunluğu fazla olan devletler, daha az insanın yaşadığı komşu ülkelere karşı planlı istila girişiminde bulunacaklardır. Çok sayıda mültecinin sınırların dışına taşmasıyla da şiddetin tohumları atılacaktır. “Üçüncü Dünya” olarak tanımlanan ülkelerde savaş daha az gelişmiş güçlerle yapılacak, belirli bir strateji ve amacı olmaksızın yıllarca sürecektir. Böyle bir gelişme, Afrika’da bazı bölgelerde yaşandığı gibi, savaşın yol açabileceği en kötü sonuçları doğuracaktır: Kasıtlı açlık, aşırı vahşet ve toplu katliam…
Yeni bir büyük savaşın (Üçüncü Dünya Savaşı) kaçınılmaz olduğuna dair emareler var mı? Olmaz mı? Hem de çok var! Devletlerin, özellikle de dünyada süper güç olma iddiasındakilerin, yıllık bütçelerinden silahlanmaya ayırdıkları parayı ve bunun her geçen yıl artarak devam ettiğini görmek yeni bir büyük savaşın kaçınılmaz olduğuna dair en keskin ve en belirgin işarettir. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin de ekonomik refahlarını hiçe sayarak savaş araç gereçlerine büyük bütçeler ayırmaları, büyüğün, ortancanın ve küçüğün de gelecekteki savaşa doğru yol aldıklarını gösteren çok önemli bir emaredir. Gözden kaçırılan, kıymet verilmeyen bir mesele ise bireysel silahlanmadır! Neredeyse dünyadaki tüm ülkelerde bu, sanki medeni bir hak ve uygarlıkmış gibi, alıp başını gitmiş durumdadır. “Bunun gelecekteki savaşla ne ilgisi olabilir ki?” diye düşünmek, bilgisizliğin yanında ileri derecede saflıktır. İnsan silahı niçin temin eder? Kendi güvenliği, yani kendini korumak için…
Altyapı bozukluğu ve aşırı kalabalık olan şehirlerdeki muharebelerde doğan zararın daha sonra tekrar yapılandırılma ihtiyacı vardır. Meskûn mahal muharebelerinde temel hizmetler parçalanacak ve binlerce masum insan ölecek, evler ve hastaneler ile diğer yapılar zarar görecek, büyük bir mülteci kitlesi yaratılacaktır. Bombalardan ve füzelerden kurtulanlar, bu kez salgın hastalık ve açlığa yenik düşeceklerdir. Bu tür bedeli ağır harekâtlar, uluslararası yasalara ve demokrasinin olmazsa olmazı olan insan haklarına taban tabana terstir. Meskûn mahal muharebelerinin yaratacağı sivil zayiatı ve meydana gelecek büyük hasarı dünyaya kabul ettirmeyi hiçbir devlet başaramaz.
Savaşın zamana bağlı olmayan ve gelecekte de değişmeyecek olan öğeleri nelerdir? Bütün askeri tarihçiler, ünlü stratejistler ve konuya ilgi duyan tüm düşünürler, savaşı doğru bir şekilde anlamanın tek yolunun ona tarih merceğiyle bakmak olduğunu ısrarla vurgulamışlardır. Askeri teori, ancak geçmişin gerçekleri üzerine oturtulduğu zaman faydalı olur. Bunun nedeni geçmişin sürekli olarak belirli şekillerde kendisini sürekli tekrarlaması değil, geçmişteki olayların, savaşın her zaman geçerli olan yönlerini ortaya koymasıdır. Savaşın değişmeyen özelliklerinin başında, onun daima politikanın arkasından gelmesi vardır. Çünkü savaş, politik amacın bir aracıdır ve politikanın güç kullanarak devam etmesidir.
Reklam